Çocukken korku nedir bilmezdim. Sonra korkmaya başlardım, bu kez de tam olarak neden korktuğumu ya da neden korkmam gerektiğini bilmez ezber bir yerden, plaktan takılırsın ya, her şeye olduğu gibi korkuya da… İçimdeki karmalardan bir sepet ile…Zaman geçer; plaklarım, bilgilerim, kontrolcülüğüm işe yaramaz! Ya da cesur taklidi yapmam hatta bilge taklidi yapmam falan yine işe yaramaz.

Bal gibi korkarsın!.. Korkarsın da…

Ve fakat ve yine de taklitler ve/veya kontrol frikikler arasında kaybolursun. Ve ne olur bil, yine bir işe yaramaz!..Kapı kapı ararsın kendini! Korkunu ararsın.Doktora gidersin, MR çektirirsin, ilaç alırsın, alkol alırsın, ne bulursan, önüne ne gelirse alırsın işte. İşe yaramaz!

Sen “Korkuyorum ben” diye en derininden gerçek bir kabulle haykırıp itiraf edene dek kendini kendine; korkun sana buyura gelmiyor-gelemiyor Şapşiğim!

Hiç davet etmedim ki! Sadece korktum gibi yaptım, araya dereye sıkıştırdım. Korku da krallar kraliçeler gibi ağırlanmak istedi oysa, hakkını istedi; her şey hakkını istiyor çünkü…

İzin ver ödün bala karışsın be… Ayaklarının bağı çözülsün… Düş… Ne olacaksa olsun… İzin verişin, olana olmakta olana yön verişimdir aslında!Bal gibi korkar gibi yapacağıma, mış gibi yapacağıma… Ya da korkmuyor gibi kuyruğumu saklandığım yerden sallayacağıma… “Donma, saldırma, kaçma, yaranma” reflekslerini tüm ömrümün her anına sinsice nakışlayacağıma…

Neden korktuğunu anla ve dibine kadar yaşa!.. Ve böyle böyle hatırla tümü!Bilinç unutmuyor, bilinç daima hatırlıyor! Bilincini insan yanınla kapsa! Sen de hatırla! En derin korkun seni en çok seven yanın aslında.Kucakla be Sevgili Şapşiğim.