CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “23 Mart Türkiye Baharı’nın tarihidir. 1 milyon 750 bin üyemize sesleniyorum. Gelin, seçin, tarihe geçin.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemi değerlendirdi. Konuşmasında 23 Mart’ta yapılacak ön seçime değinen Özel, “Şubat ayı içinde dedik ki ‘Baba evinin kapılarını açıyoruz.’ Şu anda o gün 1 milyon 530 bin üyemiz vardı. Dedim ki, ‘Hadi bakalım gençler gelsin, baba evinin kapısı açık. Milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar, Kürt demokratlar gelsin, Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayıt olanlar Şubat sonuna kadar, Şubat ayının sonunda kesinleşecek listelerle 23 Mart’ta oy kullanacaklar.’ Ve ‘1 milyon 600 bin üye ile sandığa gideceğiz’ demiştik. 28 Şubat geldi bitti, kayıtlar artık devam ediyor ama o güne kadar kaydolanlar Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayını ilk ön seçimle belirleyecek o tarihi seçiminde seçmen oldular. 70 bin gelsin diye beklerken tam 230 bin yeni üye ile 1 milyon 750 bine ulaştık. 23 Mart, Türkiye’nin baharıdır. Dünyada diktatoryal rejimler, örneğin Arap Baharı’nda milyonların meydanlara çıkmasıyla değiştiler. Onu, o işleri BOP’a ve BOP’un Eş Başkanı’na soracaksınız. Bizim Gazi’den aldığımız miras sandıktır. Sandığa inanırız, sandığa güveniriz. Seçimsiz hiçbir şeye tevessül etmeyiz. Şimdi o esas sandığı getirebilmek için ön seçim sandığı var. 23 Mart Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkiye Baharı’nın tarihidir. 1 milyon 750 bin üyemize sesleniyorum. 23 Mart sabahı kalkın, uyanın, ayağa kalkın ve sandık başına koşun. Bir sonraki cumhurbaşkanını seçmeye gidiyorsunuz. Gelin, seçin, tarihe geçin.” diye konuştu.

‘Hakkınız Ödenmez’ Dediler ve Ödemediler
Konuşmasında yaklaşan 14 Mart Tıp Bayramı’na değinen Özel, ne sağlık çalışanlarının ne de vatandaşın sistemden memnun olduğunu söyledi. Türkiye’de sağlık çalışanlarının hak ettikleri itibarı madden ve manen göremediğini ifade eden Özel, “Son beş yılda, rakamı görünce inanmadım. 70 binden fazla sağlık çalışanı şiddet mağduru olmuş. Yani sözlü ya da fiziki şiddete maruz kalmış ve kayıtlara geçmiş. Sağlıkçılar pandemide, depremde, can siperhane çalıştılar. Pandemide de depremde de herkes onları övüyordu. ‘Hakkınız ödenmez’ dediler. Gerçekten de haklarını ödemediler. Son 5 yılda 15 bini aşkın hekim yurtdışına gitti. Bu rakam daha 2 bindeyken, Sayın Erdoğan ‘Giderlerse gitsinler. Gerekirse asistanlarla yolumuza devam ederiz’ demişti. İşte o anlayış… Yani ‘Giden uzman gitsin, ben asistanla gerekirse devam ederim’ diyen anlayış, 15 bin pırıl pırıl yetenekli, iyi eğitimli gencimizin çoğunu Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine kaybettik. İşte yaklaşım bu. ‘Giden gitsin, asistanlarla devam ederiz.’ Hadi devam et bakalım asistanlarla. Ülkemizde hekim sayısı yetersiz. Bin kişiye düşen doktor sayısı, OECD ülkelerinde 3,7, Türkiye’de 2,3. Hele hele hemşire sayısı. Bin kişiye OECD ülkelerinde 9,8, Türkiye’de sadece 3,6. 14 Mart’ta aile hekimleri bir kez daha iş bırakma eylemi yapacaklar. Bu bir çığlık. Bu çığlığın duyulması lazım. Bu kadar eylem, bu kadar baskı, bu kadar tartışma… Halen daha sorunlar çözülmediyse, bir oturup değerlendirmek lazım. Sağlık çalışanlarının yeterli sayıda, yeterli maaşla insanca koşullarda çalışmalarının temin edilmesi, hekim göçünün durdurulması Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli bir meseledir ve derhal halledilmesi gerekiyor. Bu yapısal sorunların çözüldüğü yarınlarda 14 Martların Tıp Bayramı olarak kutlanabilmesini ümit ediyoruz.” dedi.

Kent Lokantasının Reklama ihtiyacı mı var?
Kent Lokantaları ile ilgili olarak Vedat Milor’un sosyal medya paylaşımı üzerinden başlayan soruşturma sürecini hatırlatan CHP Lideri Özel, “İftarda dört kap yemeğin evdeki maliyeti kişi başına 320 lira. Belediyelerin kent lokantalarında dört kap yemek 40 lira, 50 lira, bilemedin en pahalısında 70 lira. İstanbul’da Ekrem Başkan’ın başlattığı markalaştırdığı kent lokantalarından şu anda ülke genelinde 110 tane lokantamız var. Bunun en çarpıcı örneği, kent lokantalarında yediği yemeği sosyal medyada paylaşan Vedat Milor‘a açılan soruşturma. Çünkü Vedat Milor ‘Herkes konuşuyor, çok ucuz, herkes gidiyor. Gideyim yiyeyim bakayım’ demiş. Yiyince de ‘Bu fiyata bu lezzet gerçekten inanılmaz’ demiş. Vedat Milor’e soruşturma açtılar. Ticaret Bakanlığı diyor ki ‘Ne yaptık ya, kent lokantasına mı açtık?’ Vedat Milor’e gittik sorduk, ‘Sen burada gizli reklam mı yapıyorsun?’ Be Allah’ın adamı, kötü bir şey demek istemiyorum. Kent lokantasının reklama mı ihtiyacı var? Bir mercimek çorbasının 150-200 lira olduğu yerde, mercimek çorbası yanında daha üç kap yemek 50 liraya satılıyor. Önünde 500 metre kuyruk var. Kent lokantasına gizli reklam diyorlar. Allah akıl fikir versin.” şeklinde konuştu.

Bayram İkramiyesinde kıyma hesabı
Emekli bayram ikramiyelerine yapılan artışı da eleştiren Özel, “Bakın, 2018 yılı. Şunu hatırlayalım 2015 yılında Cumhuriyet Halk Partisi seçim kampanyasında dedi ki, ‘Her emekliye bir maaş ikramiye.’ Tayyip Bey dedi ki ‘Veremezler.’ Hatta dedirtti, o zaman güya tarafsız cumhurbaşkanıydı. ‘Veremezler, olmaz’ dedi. 7 Haziran‘da seçimi kaybettiler, 1 Kasım’a giderken ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Bu ikramiye, o ikramiye. Sonra o ikramiyenin üç yıl üstüne yattılar. 2018 seçimine giderken seçimden önceki son bayramda bir ikramiye verdiler. Biz itiraz ettik, ‘Bir asgari ücret olacaktı’ dedik. Onlar bin verdi, asgari ücretin o gün yüzde 62’siymiş. Ve 24 kilo da dana kıyma alıyormuş. Bu hesabı yapmadan bırakmam peşini. Bu sene 4 bin lira yaptıkları, Abdullah Güler’e açıklattıkları para, asgari ücretin yüzde 18’i. Bakın nazlana nazlana, bizim itirazlarımıza rağmen verdikleri bin lira asgari ücretin yüzde 62’si iken, bugünkü 4 bin lira yüzde 18’i. İşte bu yüzden Abdullah Güler açıklıyor bunu, Tayyip Erdoğan açıklamıyor. Ve o gün 24 kilo dana kıyma alan bayram ikramiyesi, bugün sadece 5 kilo dana kıyma alıyor. Bu da halden anlamaz Recep Tayyip Erdoğan’ın sizden çaldığıdır. 24 kilodan 5 kiloya düşmüş.” dedi.
Haber Merkezi