Ne çok söz var söylenecek
Ne çok şey var susulacak.
İnsanın ikilemi daha aldığı ilk nefesle başlıyor. Istırabı, içine çektiği nefesin ciğerini yakmasıyla perçinleniyor.
Yabancılığı hiç tanımadığı gözlerin kendisine yönelttiği bakışlarda hissediliyor. Korkuları anasının kokusundan ayrı kaldığında karşısına dikiliyor. Mutluluğun miladı müşfik bir kucakta başlıyor. Büyüyor insan alabildiğine. Hayat önüne bir halı gibi serilmeye başlıyor.
Hayata nasıl karşılık vereceğini çoğu zaman bilemeyen insan, anasının karnından çıktığı andan itibaren yaşadığı ikilemi adeta hiç yaşamamışçasına yeniden ve yeniden yaşıyor.
Bir şeyler dönüyor etrafında, uğultulu, yankılı, belirsiz! Ama içlerinde bir şey var ki hepsinden başka çıkıyor sesi; kısık, kuytu köşede kalmış ama çok güçlü!
Kulak kabartıyor insan, arıyor tarıyor can havliyle, diğer seslere kulağını tıkamaya çalışarak. Kolay mı bu kısık sesi duymak, kolay mı kalan tüm sesleri bastırmak, kolay mı kendi gürültünü kucaklayabilmek?
Uzun uzun çabalıyor insan, bir kısık sesin peşinden neden gittiğini çoğu zaman idrak edemeyerek. Her sesi tanımaya başlıyor ufaktan, kimisi kulağını patlatan kimisi kalbini çatlatan cinsten!
Sabreden derviş muradına ermiş diyor kendine, tüm dervişleri düstura getirecek bir sebat içinde…
Nihayetinde buluyor insan, ne olduğunu o zamana kadar hiç bilmediği ama hakkında hep fikir sahibi olduğunu düşündüğü sesi!
Şaşırıyor insan, bildiğini düşündüğü bu sesin daha önce yanından yakınından bile geçmediğini
Ama artık hissediyor insan; kalbinin atışını, gölgesinden bile kaçtığı varlığını, perde üstüne perde çektiği gözlerinin kavuştuğu saydamlığı… Hayatı bir anlam kazanma silsilesine dönüşüyor sanki. Lanet ederek uyandığı her sabah, bitmesi için elinden gelen her şeyi yaptığı dipsiz geceler, ağzından çıkan ve samimiyetini derin bir boşlukta kaybetmiş tüm sözcükler, için için ağladığı hatta ayakta bile durabilmek için gözünü kararttığı tüm zamanlar… Taşlar tek tek yerine oturuyor, hayatın mozaiği muntazam ve muazzam bir şekilde belirmeye başlıyor. İnsan işte şimdi doğuyor, ikilemlerin pervazında tutunmaya çalıştığı hayatı işte şimdi başlıyor. Öyleyse şimdi top sizde sevgili okuyucular. Nedir sizce insanı peşinden sürükleyen, insanı kendinden çıkaran bu cılız ses?
Rümeysa Dağdeviren