“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini…”
Mustafa KEMAL Paşa,
Birinci Dünya savaşı yenilgisi sonrasında; imzalanan Mondros Mütarekesi uyarınca, Ülkemizi işgale başlayan İhtilaf Devletleri, Sivas Kongresi sonrasında toplanan Osmanlı Mebusan Meclisi’nin, 28 OCAK 1920’DE MİSAK-I MİLLİYİ KABULETMESİ ÜZERİNE 16 MART 1920’DE İstanbul’u Resmen İşgal etmiş ve Yönetimine de el koymuştur.
İşgal üzerine Anadolu’ya geçen Ve Ankara’da Mustafa KEMAL’İN yanına gelen Asker, siyaset ve devlet adamları Milli Mücadeleye güç katmışlardır…
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılmasıyla da Yepyeni bir Türk Devleti yaşama geçirilmiştir…
Osmanlı Devleti ve İtilaf devletleri, Yeni Oluşumu önce engellemeye sonra da yok etmeye çalışmışlardır…
Bir yandan Sevr gibi Osmanlı’nın yıkımını öngören Barış Atnlaşması Hazırlanırken öte yandan Kuvay-ı Milliye Birlikleri üzerine Hilafet Orduları gönderilmiş, İç isyanlar çıkartılmış, Milli Mücadele Öncüleri hakkında İDAM FERMANLAR çıkartılmış ve Yunanistan’ın Anadolu’daki İşgal ordusu harekete geçirilmiştir.
22 Haziran 1920’de harekete geçen Yunanlılar, yıl sonuna doğru belirli mevzilerde durmuşlar ve genel bir taarruz için hazırlanmaya başlamışlardı.
Yunanistan’da yapılan seçimler sonucunda kurulan yeni hükümet, bu saldırıyı daha geniş biçimde planlayarak, Batı Devletlerinin daha geniş yardım ve desteğini planlıyordu.
1920 yılı sonlarında, düzenli orduya geçmeyi kabullenmeyen ve kendi başına buyruk hareket etmeyi sürdüren Çerkez Ethem ve kardeşlerinin Ankara Hükümetine karşı ayaklanmaları ve bunu Yunanlılara bildirerek işbirliği önermeleri, Yunan ordusu için çok elverişli bir ortam yarattı.
6 Ocak’ta kuzeyden ilerlemeye başlayan ve Güney’de Çerkez Ethem Kuvvetlerince desteklenen Yunan Ordusu, 9 Ocakta İnönü’de Türk birlikleri ile çatışmaya geçti.
Ordumuz daha yeni kuruluyordu. Birliklerimizin büyük bölümü Çerkez Ethem’e karşı gönderilmişti. Yunanlıların kuvveti çok üstündü:
– Yunanlıların gücü: 472 Subay, 15 816 Er, 12 500 Tüfek, 80 Ağır makineli tüfek, 270 hafif makineli tüfek, 72 Top.
– Türklerin gücü: 417 subay 8500 er, 6000 Tüfek, 18 hafif makineli tüfek, 47 Ağır makineli tüfek, 28 Top)
Muharebe zamanını Yunanlılar, yerini de Türkler seçmişti.
İç Anadolu’ya giden stratejik yol İnönü’den geçmektedir.
İnönü mevzilerindeki birliklerimiz büyük bir azimle direndiler.
11 Ocak 1921 gününe kadar yapılan kanlı çarpışmalar sonucu; Yunanlılar geldikleri yere çekildiler.
Güney’de de Ethem kuvvetleri dağıtıldı.
Ethem Yunanlılara sığındı.
Böylece bu ilk düzenli savaş, genç Türk Ordusunun zaferi ile sona erdi.
Birinci İnönü Muharebesinin zaferle sona ermesi, TBMM’nde ve tüm Ulus’ta heyecan gösterilerine yol açtı.
Bu başarı dışarıda da büyük yankılar uyandırdı:
Sonuçları:
Düzenli Ordu, Batı cephesinde ilk başarısını elde etmiş oldu.
Halkın, TBMM’ne ve düzenli orduya güveni sağlandı.
İtilaf Devletleri TBMM’ni Londra Konferansına çağırdı.
Afganistan’la 1 Mart 1921’de dostluk anlaşması imzalandı.
SSCB ile 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalandı.
Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet, Generalliğe yükseltildi.
Ankara İstiklal Mahkemesi dışındaki diğer İstiklal Mahkemelerine son verildi.
1921 Anayasası kabul edildi.
İstiklal Marşının sözleri kabul edildi.
Birinci İnönü Muharebesinde; aşağıda adları yazılı Milletvekilleri de er olarak katılmışlardır:
Ziya Hurşit (Lazistan),Neşet (İstanbul),Yusuf Ziya (Mersin),Memduh (Şarki Karahisar),Rıza (Muş),Sabit (Kayseri),Sami (İçel),Hamdi Namık (İzmit),Operatör Emin (Bursa),Dr. Fuat (Bolu),Dr. Abidin (Lazistan).
Birinci İnönü
Muharebesinde Garp Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey’di ve bu Cepheden üç Tümen muharebeye katılmıştı.
Bunlardan:
4’ üncü Tümen komutanı Kurmay Binbaşı Nazım (Eskişehir-Kütahya muharebelerinde şehit oldu)
11’inci Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Arif (Ayıcı Arif diye de bilinir. Mustafa Kemal’e suikast girişiminden ötürü asıldı)
24’ üncü Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Atıf (Savaştan sonra başarısızlığından ötürü emekliye sevk edildi)
Muharebeden sonra toplanan TBMM’de Ethem’in ihaneti tartışıldı ve düzenli Ordunun başarısı övüldü.
Milletvekillerinin maaşlarından 25 er lira kesilerek cephedeki askerle tütün gönderilmesi kararı alındı.
Muharebeye katılan Komutan, Subay ve Erlerin, terfi ve taltif edilmeleri istendi.
Meclisteki heyecanlı konuşmalardan sonra kürsüye gelen Mustafa Kemal Paşa, şu konuşmayı yaptı:
”Milletimizin bütün mazisinde olduğundan daha çok ve ecdadından daha çok ümitlidir. Bunu ifade için arz ediyorum…
Merhum Namık Kemal demişti ki:
Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini.
İşte ben bu kürsüden bu Yüksek Meclisin Başkanı sıfatı ile Yüksek Heyetinizi teşkil eden bütün üyelerin her biri adına ve Millet adına diyorum ki:
Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini…”
Gerçekten bu ZAFERLE TÜRK’ÜN MAKUS TALİHİ YENİLMİŞTİR…
Kurtuluş umudu da gücü de TÜRK HALKI’NIN BİLİNCİNDE YERİNİ BULMUŞTUR…
Emperyalizme karşı yürütülen MİLLİ MÜCADELENİN BAŞARIYA ULAŞACAĞI İNANCI ANLAM KAZANMIŞ VE MÜCADELEYE DESTEK ARTMIŞTIR… 104. yıl önce bize bu Zaferi armağan eden kahramanları, saygı minnetle selamlıyorum…