Şiiri çocukluk dönemimde sevdim ve o gün bu gündür birbirimizi hiç bırakmadık desem yeridir. İlkokul sıralarında elime geçen bir “Çocuk Şiirleri Antolojisi” nde yer alan şiirleri okudukça dünyaya, insanlara, kendime bakışım, hayatı kavrayışım değişti. Bu bir dönüm noktasıydı benim için. Okuduğum şiirler hem düşündürüyor hem de kendimi bulduğum dizeler iyi hissetmemi sağlıyordu.  O günden bu yana şiire hiç azalmayan, hatta gittikçe çoğalan bir tutkuyla bağlıyım.

Peki çocuk yüreğine dokunabilecek şiirler yazmak, öyle sanıldığı kadar kolay mı?

Çocuk edebiyatı düşünülenin aksine yetişkin edebiyatına göre çok daha özen gerektirir. Belli ki bu basit görünen karmaşık dünyayı anlamak, çocuğa ulaşabilmek hiç de kolay değildir. Çocuk bilinci söylenen her sözden, okunan her cümleden etkilenebilecek durumdadır. Günümüzde her şeyin hızla tüketildiği, biligisayar çağı çocuklarına ulaşmanın, onların bir ekran geçiş hızı kadar kısa süreli ilgilerini çekebilmenin zorluğunu ise tahmin edersiniz.

Piyasadaki bazı çocuk şiirleri kitaplarına baktığımda son derece özenli, çocukları ciddiye alan şiirler okumayı umarken, kimi kitaplarda bunu göremiyorum. Hiçbir derinliği olmayan, doğrudan öğretici tavırla yazılmış, daha baştan çocuğun ilgisini kaybedecek dizeler, çocukların şiire ilgisini çoğaltmak bir yana, uzaklaştırabilir de…Bu yüzden çocuk kitabı, özellikle şiir kitabı seçiminde ebeveynlere büyük görev düşüyor.

“Çocuk gördüğünü yapar, duyduğunu söyler” derler. Daha baştan ebeveynler bilinçli olmalı, kendileri okumalı ki çocuğa okuma alışkanlığı kazandırabilsinler. Ayrıca kitap tercihi yaparken de kitabın içeriği hakkında mutlak bilgi sahibi olmalıdırlar. Çocuğun hayal gücünü zorlayan, bilincini durulaştıran, sözcük haznesini ve dil kullanma becerisini geliştirebilecek eserler tercih etmeye özen göstermelidirler. Elbette ebeveynlerden sonra öğretmenlerden beklentimiz de bu yönde olmalıdır.