İBB Başkanı İmamoğlu, hakkında 7 yıl 4 aya kadar olan hapis cezası istemiyle ilgili, “Hakkımdaki davanın sahibi Başsavcı değil, davacı olan Sayın Cumhurbaşkanı’dır” dedi

TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları, 04.17’de, kar yağışı altında AKOM önünde andı. Anma töreninde gazetecilerin sorularını cevaplayan İmamoğlu, hakkında hazırlanan iddianame ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı:
“Hakkımdaki davanın sahibinin, altında imzası olan başsavcı vekilinin olmadığını ya da başsavcının olmadığını ifade etmek isterim. Başsavcı da değil, başsavcı vekili de değil. Davacı olan Sayın Cumhurbaşkanı’dır, Sayın Erdoğan’dır. Tüm davalarımın altında onun imzası vardır. O kadar öfkeli ki, şu ana kadar benimle ilgili istediği hapis cezası tam 17 yıl olmuştur. Yanında bana aynı zamanda üçüncü kez de siyasi yasak talep etmekte. Onun davası da aslında baktığınızda ben değilim. Benimle değil, benim nazarımda milleti dava ediyor. Milletin iradesini dava ediyor ve siyaseti korkuyla dizayn edeceğini zannediyor. Tehditle dizayn edeceğini zannediyor. Oysa siyaseti yalnızca ama yalnızca millet dizayn edebilir.”

Siyaseti dizayn etmek maksadıyla iş görenler olduğunu ancak bu görevin öyle zannedildiği gibi kolay olmadığını dile getiren İmamoğlu, “Bilsinler ki, bu yolda onları ilk yalnız bırakacak kişi de yerli ve milli Makyaveldir. Yerli Makyavel, sizi bugün pohpohlar yarın menfaati değişir o an sizi terk eder. Şimdi buradan milletime de seslenmek istiyorum: Umutsuzluk asla yok. Hüzün hiç yok. En önemlisi, zerre kadar, bir dirhem dahi korkumuz yok. Biz, büyük bir milletle, hak ve adalet yoluna çıktık. Artık bu yoldan dönüş yoktur. Hangi planı yaparlarsa yapsınlar, hangi masa başı kurguyu hazırlarlarsa hazırlasınlar, bu cesur milleti, bu cesur milletin kararlılığını yenemeyecekler. Milleti alt etmeye kalkmasınlar, alt edemeyecekler.” diye konuştu.

İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Perşembenin gelişi Çarşamba’dan bellidir misali, sıranın kime geldiğini anlayan beyefendi; mertçe, millet önünde demokrasi yarışına girmek yerine, daha sahaya çıkmadan bizi sakatlamaya çalışıyorlar. Aynen ilk seçimi kazandıktan sonra ‘topal ördek’ tanımlamasını yaptığı gibi, bugün ‘turpun büyüğü heybede’ diyerek, sürecin savcılığına soyunarak, bizi sakatlamaya çalışıyorlar. Hani delikanlıydın? Delikanlı adam mertçe mücadele eder, mertçe, mertçe mücadelesini verir. Biz, mücadelemizi ilan ettik, ilan ediyoruz, ilan etmekten de çekinmiyoruz. Milletimiz, delikanlı tutum ve tavırları sever, delikanlılığı sever. Nerede delikanlılık? Nerede kaldı hepimizin gururla ismini andığımız Kasımpaşalılık? Saraya yerleştikten sonra insanlarla bağı kopan bu anlayışın, bunu unuttuğunu görüyoruz ve düşünüyoruz. Bizans oyunları oynanmaya başlandı. Açıkçası ben, bu tutum ve tavrınızı ve bu bakışınızı, bu acı hamle ve hareketlerinizi, başta Kasımpaşalı hemşerilerim olmak üzere, yüce milletimize şikayet ediyorum. Hiç kusura bakma, buradan ilan ediyorum: Cesaret de bizde, inanç da bizde, güç de bizde. O bakımdan güç ve kudret diye gördüğün şeyler, bizim bu güçlü inancımızın, bu milletimizle olan, o birlikte olan o büyük gücümüzün yanında vız gelir tırıs gider.”
Haber Merkezi