İnsan olmanın halleri, her birimiz için farklı bir duyguya karşılık gelse de çoğumuz için halen çözüm bekleyen karmaşık bir bilmece. Her birimiz, karmaşık bir duygu ve düşünce kompleksi, doğuştan gelen açık ya da gizli eğilimler ve kimden geldiğini bile bilmediğimiz öğrenilmiş-öğretilmiş davranışlarla donatılmışız.
Peki bu karmaşık yapı içinde kendimizin ne kadar farkındayız? Bu farkında olma işini kim, ne zaman yapacak? İç dünyamıza bilge bir öğretmen atasak, onun koluna birikmiş sorularla dolu bir heybe taksak, bu karmaşanın, bu sisli yolun yolcusu olmasını istesek kendimizi kurtarabilir miyiz?
İnsan doğası, hücresel ve duygusal düzeyde bize aktarılan genetik mirasımız ve çevresel faktörlerin iç içe geçtiği bir yelpazede bizi şu an olduğumuz bize taşıyor. Biyolojik olarak, her ne olursa olsun hayatta kalmayı ve üremeyi hedefleyen bir türüz. Ancak bu basit gerçeklik, zengin kültürel yapılar ve bireysel farklılıklarla örülmüş durumda. Şu ana kadar katettiğimiz yol bize insanın doğasının, yalnızca fiziksel ihtiyaçlarla sınırlı olmayıp, aynı zamanda duygusal ve entelektüel bir varoluş arayışı içinde olduğunu da gösteriyor. Çoğumuz aradığımızı bile bilmeden bu varoluş arayışının içinden ilerliyoruz.
Ancak en temel eğilimlerimizden biri, bağ kurma, bağlanma ihtiyacı. Aile, dostlar ve topluluklarla olan bağlarımız, bizi hızlıca şekillendiriyor. Bu bağlar sayesinde hem güvenlik hem de kimlik duygusu geliştiriyoruz, duygusal düzeyde farklı diller öğreniyor, öğretiyoruz.
Diğer yandan, merak ve keşfetme arzumuz, bilgi birikimimizin ve kültürel evrimimizin itici gücü. Ancak açık ya da gizli olan bu eğilimler, bazen bizi yanıltabilir ve hatalı kararlar almamıza neden olabilir.
İnsan kendi içindeki katları çıkma ve inme konusunda tembel davranmamalı ki böylece bir katta verilen kararı diğer katta iptal edip karmaşanın içinde kaybolmasın.
İnsan doğasının belki de en çarpıcı yönü, sahip olduğumuz zaaflar. Korku, öfke, kıskançlık gibi duygular, savunmasızlığımızın ve kırılganlığımızın göstergeleri. Bu duygular, atalarımızın hayatta kalmasına yardımcı olan, ancak modern dünyada bizi yanıltabilecek ve yolumuzdan çıkarabilecek içgüdüler. Zaaflarımızı anlamak ve onlarla yüzleşmek, kişisel gelişimimizin ve olgunlaşmamızın temel taşları zira güçlenmek demek, kendi eğilimlerimizin nasıl işlediğinin farkında olmak demek…
İnsanın güçlü yönleri, zaaflarının tamamlayıcısı. Empati, iş birliği ve yaratıcılık, türümüzün en belirgin güçlü yönlerinden bazıları. Bu özellikler, toplulukların bir arada gelişmesini sağlıyor ve bireyler arası anlayışı derinleştiriyor. Ayrıca, zorluklarla başa çıkma ve adaptasyon yeteneğimiz, insanı diğer canlılardan ayırıp, farklı bir kıyafetle donatıyor.
İnsan olmak, zaaflarımız ve güçlü yönlerimizin sürekli birbiriyle yer değiştirdiği, dümene geçenin kim olduğunu sürekli takipte kalmamız gereken, kenardan kendimizi izleme şansı veren muhteşem bir yolculuk.
Bu yolculukta kendimizi tanımak, anlamak ve geliştirmek sürekli bir çaba gerektiriyor. İnsan doğasını derinlemesine anlamaya yönelik bu keşif, bize hem bireysel hem de kolektif olarak daha iyi bir gelecek inşa etme fırsatı sunacak. Kendimizi ve insan doğasını keşfettikçe, belki de en önemli gerçeği anlayacağız: Her birimiz hem kırılgan hem de kudretliyiz. Bu iki uçta gidip gelmelerle gerçeğe dönüşen varoluş ise bizim en büyük mirasımız.