
6 EKİM 1923
Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen ve 30 EKİM 1918 tarihinde imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla teslimiyeti kabul eden Osmanlı İmparatorluğu İtilaf Devletleri tarafından işgale başlanmış ve 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul da işgal edilmiştir…
İtilaf Devletleri, İstanbul’da yönetime tamamen el koymasa da, Padişah ve Hükümeti kontrol altına alarak, dilediğini yaptırmışlardır…
Amaçları, Osmanlı ülkesini diledikleri gibi paylaşarak, Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandırmaktı…
Ancak, Emperyalistlerin hesap edemediği, Mustafa Kemal Paşa gerçeği vardı.
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geçmesiyle başlayan Milli Mücadele, İstanbul’daki işgali de Anadolu’daki işgali de anlamsız kılmıştı…
Başkentin şeklen işgalinin yetersiz olduğunu gören Emperyalistler, 16 MART 1920’de de İstanbul’u resmen işgal edilerek, yönetimine de tümüyle, el koydular…
Ülkede, üç bin İngiliz, altı bin Fransız, on beş bin İtalyan askeri vardı…
Bu sayıda asker, işgal için yeterli değildi…
Sömürgeler de İngilizlere destek vermemişlerdi…

Osmanlı yönetiminin desteği de, Milli mücadeleye karşı çıkması da, Batı Anadolu’ya çıkartılan Yunanlılar da, sonucu değiştirmeyecekti…
Ülkesini ve Devletini asıl sahibi Türk Milletine değil de İngiltere’ye teslim eden Padişah Vahdettin’in İngilizlere sığınarak kaçması da sonucu değiştirmeyecekti…
Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde yürütülen Milli Mücadele sonunda; Yunan Ordusu 9 EYLÜL 1922’de Yurdumuzdan kovulsa da İstanbul ve Boğazlar’ın işgali sürmüştür…
24 Temmuz 1923’te imzalanan ve 25 Temmuz’da TBMM’de onaylanan Lozan Barış Antlaşması uyarınca; 2 Ekim 1923 günü; İstanbul Halkının da izlediği törenle, İtilaf Devletleri, Generalleri ile askerlerinin son kafilesi, Dolmabahçe önünde, Türk Bayrağını selamladıktan sonra, denize açılarak İstanbul’u terk ettiler…
Mustafa Kemal Paşa’nın, işgal günü söylediği gibi:
” Geldikleri gibi gittiler.”
Tek kurşun atılmadan, gittiler….
Çünkü yenildiler…
Şükrü Naili Paşa Komutasındaki Türk Ordusu dört gün sonra 6 EKİM 1923’te, İstanbul halkının coşkun gösterileri arasında İstanbul’a girdi.
6 Ekim 1923’te, 5 yıl süren esaret sona erdi…
Böylece; İstanbul’un fethi de gerçek anlamına kavuştu…
1453 yılında, gerçekleşen İstanbul’un Fethinin coşku ile kutlanıp, 6 Ekim 1923’te tekrar kurtarılıp vatan toprağına katılan İstanbul’un kurtuluş gününün yok sayılmasını anlamak mümkün değildir.
Geçmişte, 6 ekim bayram olarak kutlanır okullar da tatil olurdu…
İstanbul’un kurtuluşu olmasa; İstanbul’un Fethinin anlamı olur mu…
İstanbul’un Kurtuluş’unun 101. yılını kutluyor, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm emeği geçen şehit ve gazilerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyorum…
Ahmet AVCI