İnsan, insanın kurdudur.” Thomas Hobbes tarafından söylenmiş insan doğasının rekabetçi ve kendi çıkarlarını, diğerlerinin zararına bile olsa koruma eğilimini vurgulamak için kullanılmış bir ifadedir. Bu ifade, zamanla “kadın, kadının kurdudur” şeklinde değişerek kadınlar arasındaki rekabetçi ilişkileri ve çatışmaları anlatmak için kullanılmaya başlanmıştır.
Kapitalizmin yükselişi kadınların iş gücü piyasasına daha fazla katılımını teşvik etmiştir. Bu hal toplumsal cinsiyet temelli ayrışma ile kadınların belirli işlerde yoğunlaşmasına ve akabinde bu alanlarda rekabetin varlığına neden olmuştur. Özellikle hizmet sektörü, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler gibi alanlarda kadın iş gücü önemli ölçüde artmıştır. Ayrıca tekstil ve giyim sanayi gibi geleneksel olarak ‘kadın işi’ olarak görülen sektörlerde de kadınlar yoğunlaşmıştır.
Kadınların daha esnek, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmaya zorlanması da rekabeti zorlayıcı bir tutuma yol açmıştır. Yine iş hayatında kadınların üst pozisyonlara ulaşma mücadelesi de bazen kadınlar arasında rekabete yol açmıştır. (Örneğin iş yerinde kadın yöneticilerin diğer kadın çalışanlara karşı daha sert ve eleştirel olabildiği gözlemlenmiştir.) Ayrıca sosyal medya ve magazin dünyasında kadınların birbirlerinin görünüşünü ve yaşam tarzını eleştirdiği durumlar sıkça karşımıza çıkar. Medya ve popüler kültür, kadınların görünürlüğünü ve toplumsal beklentileri artırarak, rekabeti daha da şiddetlendirmiştir Gelin-kaynana ilişkilerinde yaşanan gerginlikler ve anlaşmazlıklar da bu deyimi destekleyen diğer örnekler arasındadır. Böylece kadınların toplumsal hayatta karşılaştıkları zorluklar ve sınırlamalar, bazen onları birbirlerine karşı rekabet içinde olmaya itmiş olabilir. Çünkü toplumsal yapılar ve kültürel normlar, insan davranışlarını şekillendiren önemli faktörlerdir.
Kadınlar arasındaki rekabet ve çekişme, tıpkı erkekler arasında olduğu gibi, bireysel hırslar, toplumsal beklentiler ve kaynakların sınırlı olması gibi yukarıda anlattığımız faktörlerden kaynaklanabilir. Dolayısıyla “kadın kadının kurdudur.’’ deyiminin kullanımı, genelleme yaparak tüm kadınların doğası gereği birbirlerine düşman olduğu anlamına geldiğini belirtmek gerçekçi olmamakla birlikte olsa olsa kadınlara haksızlık yapan ayrıştırıcı ataerkil bir söylem olur.
Safiyane, geniş bir perspektiften bakıldığında kadınların birbirlerine kurdu olmaktan ziyade, patriyarkal bir toplumda birlikte var olma mücadelesi verdiklerini görürüz. Kadınlar, tarih boyunca eğitim, iş ve siyaset gibi alanlarda birçok engelle karşılaşmış ve bu engelleri aşmak için birbirlerine destek olmuşlardır. Kadın hareketleri, kadınların haklarını savunmak bir araya geldikleri platformlardır. Bu hareketler, kadınların birbirlerinin başarılarından ilham alarak güçlendiklerini ve birlikte büyük değişimler yaratabileceklerini kanıtlamıştır. Örneğin kadınların oy hakkı mücadelesi veya iş yerinde eşit ücret talepleri, kadınların birbirlerine destek olarak başardıkları toplumsal değişimlerdir. Ayrıca kadınların birbirlerine mentorluk yapması, iş ve eğitim fırsatları sağlaması, aile içinde ve toplumda destek ağları oluşturması gibi olumlu örnekler de mevcuttur. Bu tür dayanışma ve destek örnekleri, kadınların birbirlerinin kurdu olmadığını aksine birbirlerinin güçlenmesine katkıda bulunduğunu gösterir.
Diyebiliriz ki “kadın, kadının kurdudur.” deyişi, kadınlar arasındaki rekabeti ve çatışmayı vurgulayan dar bir bakış açısını yansıtırken kadınların birbirlerine destek olabilecekleri ve birlikte toplumsal değişim yaratabilecekleri geniş bir perspektifi göz ardı eder. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın dayanışması, kadınların birbirlerine kurdu olmaktan çok, birbirlerinin yurdu olabilecekleri bir dünya yaratma potansiyelini vurgular.
Kadınlar arasındaki bu güçlü bağlar, aynı zamanda kültürel ve sosyal sınırları aşabilir. Farklı kültürlerden ve sosyal sınıflardan kadınlar, ortak değerler ve hedefler etrafında birleşerek, birbirlerinin yaşam hikayelerini paylaşarak ve birbirlerinin deneyimlerinden öğrenerek toplumsal cinsiyet rollerinin ötesine geçebilirler.
Yine birbirlerine güven ve saygı temelinde yaklaşarak kadın dayanışması, kız kardeşlik bağının güçlendirilmesi sağlanarak küresel sorunlara karşı ortak bir cephe oluşturarak toplumda daha adil ve eşit bir yapı inşa etmeye katkı sağlarlar. Dünya genelindeki kadınların seslerini daha güçlü bir şekilde duyurmasını ön ayak olabilirler. Hatta kadınların birlikteliği ve bu güçlü bağ, gelecek nesillere ilham kaynağı, yol gösterici olarak yeni toplumsal çeşitliliği ve zenginliği kutlayabilir.
“Kadın, kadınla demirden daha güçlü bir bağ kurar.” Kadın kadının kurdu değil kadın kadının yurdu, kadın kadının bağ kardeşidir. Güçlü yeni bağlara, oluşturacağımız yeni dostluklara, yeni hayata!
Ruken Bayram