Efenim bu kendi kendine konuşma işi benim de muzdarip ya da mütehassıs olduğum bir konu.

Bazen bir otobüs yolculuğunu keyifli bir hale getiren hoş sohbetler şeklinde oluyor bazen de hayatımı zehir eden kavgalar şeklinde. Bazen eşim ‘yine neye gülüyorsun’ diyor. Diyemiyorum ki içimden konuşurken bir espri yaptım ona gülüyorum ve ‘hiiç’ diyorum.

Ben genelde içimden konuşurum. Mıçı lakaplı bir okul arkadaşım var, o hepten dışından konuşuyor. Biz üniversite yıllarından arkadaşları olarak bunu biliyoruz ama ilk evlendiklerinde eşi bilmiyordu, artık nasıl sakladıysa saklamış. Bizden saklamazdı, buluşacağımız yere sessiz sessiz konuşarak gelirdi. Hatta bir keresinde bir tarih tartışması yapıyormuş kafasında, baya sinirlenmiş çenesini sıkıp ağzından tükürükler saça saça sessiz ve hırslı bir şekilde konuşuyor bir taraftan da el kol hareketleri yapıyordu. Bizi görünce sakinleşti, ‘bir şey düşünüyordum’ dedi ve öylece bize katıldı. Anası babası zaten biliyorlardı ve normaldi onlar için. Neyse efendim bu bir akşam çalışma odasında dalmış muhabbete kendi kendine konuşuyor, eşi görünce kızcağız perişan olmuş gitmiş mutfakta Mıçı’nın annesini aramış ‘Mustafa iyi değil kendi kendine konuşuyor n’olur gelin’ demiş. ‘Aman kızım biz sana söylemedik onun öyle bir huyu var anlatır anlatır biter merak etme’ demiş.

Sonra kız alışıyor tabi, Mıçı aynen devam.

Hatta bir akşam Mıçı’yla konuştuk bu konuyu benim içimden kendi kendime konuşmamı doğru bulmadığını söyledi muhakkak dışından da konuş farkı göreceksin dedi. Tamam dedim denerim. O zamanlar köylerde ceviz helvası satıyorum iş çıkışı. Köyler arası yollar karanlık ve sıkıcı, dedim tam zamanı konuş oğlum. Başladım anlatmaya aşırı derece de garip hissettim kendimi ama devam ettim bütün gece konuştum. O biraz rahatlama seansı gibi oldu ama benim alıştığım tat bu değil tabi. Ben kendi içimden konuşurken karşı taraf da cevap veriyor, bazen kızışıp dövüşüyorum bile karşı tarafla. Neyse Mıçı’yı aradım anlattım. Ben dün gece sesi sesli konuştum kendi kendime dedim. Nerede diye lafımı kesti tam anlatacakken. Dedim helva satarken köy yollarında. Aptal adam, kendi kendine konuşmanın yazılı olmayan kuralları vardır ve birinci kural asla ama asla köylülerinden yanında konuşmamalısın dedi. Sanki orta çağdayız napacaklar cadı diye yakacaklar mı!

O günden sonra Mıçı’yla bu konu hakkında konuşmadık herkes kendi bildiğini kendi kendine anlattı.

Gördüğünüz üzere bu işin çeşitleri var ki bazı çeşitlerinin tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavi edilmesi gereken bazı çeşitlerini de çeşitleri var. Mesela ben ilaç tedavisi görüyorum doktorlar genel/yaygın anksiyete bozukluğu diyor. Yanlış kaygılanma yani ama benimki sürekli kendi kendime konuşarak kah depresyon kah agrasyon şeklinde bir bozukluk.

İlaç kullanıyorum ve artık daha az kendi kendime konuşuyorum. Konuşsam da güzel konuşuyorum hoş bir sohbet oluyor. İlaca ara verirsem sohbetin tadı kaçıyor kavgalar başlıyor. Zaman zaman iş küfürleşme ve hayali şiddet kullanmaya geliyor. İçimden küfürleşip hayali şiddete başvurduğum günler dışımdaki insanlar için biraz kırıcı olabiliyorum. İçimde yaşadığım şiddet dışarı depresif, agresif ve kötümser bir adam çıkarıyor. Hayat, çevremdekiler ve benim için çekilmez hale geliyor. İlacımla çok mutluyum kötü şeyler düşünmeden mis gibi takılıyorum beynimin içinde. Geçen gün telefon almadan yürüyüşe çıktım iki buçuk saat yürüdüm ama ne muhabbet ne muhabbet doyum olmadı. Feriştahı gelse böyle eğlenceli muhabbet edemezdim. Muhabbetim de güzeldir, bunu söyler insanlar e kendi kendime konuşunca da iki muhabbeti güzel adam konuşuyor gibi oluyor.

Çok işe yaradığı da oluyor, problem çözmek konusunda iyiyimdir mesela. Bazen bir sorun çıkıyor karşıma; ben onu çoktan düşünmüşüm, muhakemesini yapmışım, kafamda on tane çözüm bulmuşum….