Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’siz bir Avrupa güvenliği düşünülemez. Avrupalı dostlarımızın da bu hakikatle artık yüzleşmesini, tam üyelik sürecimizi ilerletmesini bekliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen “Büyükelçilerle İftar” programında konuştu. İftara iştirak edenlere teşekkür eden Erdoğan, bu buluşmaya vesile olan AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığına da teşekkürlerini iletti.
Küresel karar alma mekanizmalarının dünyanın değişen şartlarına uyum sağlamasının vaktinin çoktan geldiğine dikkat çeken Erdoğan, “En basitinden dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan Müslümanların artık karar alma süreçlerinde hak ettikleri şekilde temsil edilmesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisine sahip bir İslam ülkesinin bulunması ihtiyaçtan öte artık bir zorunluluktur. Ancak 5 daimi üyenin adaleti esas alan bir güç paylaşımına gitmek yerine güç temerküzüyle sorunları bastırmaya çalıştıklarını görmekteyiz. Şurası unutmasın, unutulmasın ki bu değişim dalgasına direnildikçe sorunlarımızın hem sayısı hem de ölçeği büyümeye devam edecektir. Tabii bizim bütün bu gerçekleri açık yüreklilikle dillendirmemizin kimi dostlarımızı memnun etmediğinin bilincindeyiz. Ama biz dost acı söyler prensibine yürekten inanan bir ülkeyiz. Eleştiriye uğrasak dahi hakkı, hakikati ve tüm insanlık için en doğru olanı söylemekten geri durmadık, bundan sonra da geri durmayacağız” ifadelerine yer verdi.

Mazluma da zalime de kimlik sorulmaz
500 yılı aşan köklü diplomasi tecrübesinin rehberliğinde krizleri çözmenin, insani dram, zulüm ve mağduriyetleri sona erdirmenin peşinde olduklarını ifade eden Erdoğan, “Bu süreçte ilkemiz şudur; mazluma da, zalime de kimlik sorulmaz. Biz kriz bölgelerine bakarken etnik aidiyetleri, ilaçları, renkleri, kökenleri değil, yalnızca el uzatılması gereken insanları görürüz. Gazze’de nasıl insanlığın vicdanı olmaya gayret ediyorsak, Ukrayna’daki sivil kayıpların önüne de aynı hissiyatla geçmenin mücadelesini veriyoruz” dedi. Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteği sürdürürken muhtemel bir çözümün ne Rusya’sız ne Ukrayna’sız olabileceğine inandıklarını vurgulayan Erdoğan, “İlk günden bu ateşe körükle gitmeden krize çözüm üretmeyi amaçladık. İstanbul süreci, Karadeniz tahıl girişimi, esir takası gibi inisiyatiflerle savaş şartlarına rağmen müzakere ve uzlaşının mümkün olabileceğini gösterdik. Savaşan taraflardan herhangi birini dışlayan formüllerin sonuçsuz kalacağını her vesileyle dile getirdik. Gelinen noktada bu yaklaşımların ne kadar gerçekçi ve isabetli olduğuna hep birlikte şahit oluyoruz. Şu gerçeği bugün bir kez daha tekrarlıyorum. Kalıcı barış ancak adil ve onurlu bir barışla mümkündür. Bunun yolu da iki tarafın temsil edildiği bir müzakere sürecinden geçiyor. Bölgemizin kana, çatışmaya ve gözyaşına doyduğunu artık herkesin, tüm tarafların görmesini ümit ediyoruz. Tek bir masumun dahi ölmemesi için müzakerelere ev sahipliği dahil her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum” diye konuştu.
Filistin’de yeşeren umutlar solmaya başladı
Filistin halkının bu Ramazan ayını da maalesef acıyla, hüzünle, Gazze’de kaybettikleri 61 binden fazla canının üzüntüsüyle karşıladıklarını söyleyen Erdoğan, “Geçici ateşkesle yeşeren umutların İsrail’in hukuk tanımaz ve şımarık tavırlarıyla tekrar solmaya başladığını görüyoruz. Netanyahu hükümeti zaten kırılgan olan ateşkes anlaşmasını istismar etmek için her yola başvuruyor. İsrailli bakanların Batı Şeria’yı ilhak çağrıları yetmezmiş gibi bir de Mescid-i Aksa’yı hedef alan kışkırtmalarıyla İsrailli yetkililer ateşle oynamaktadır. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın kırmızı çizgimiz olduğunu bugün bir kere daha muhataplarına önemle hatırlatmak istiyorum. Gazzeli kardeşlerimizi doğdukları, büyüdükleri ve uğruna hayatlarını feda ettikleri topraklarından söküp atmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Gazzelilerin öz yurtlarında barış ve huzur içinde yaşamaları için elimizdeki tüm imkanları seferber etmiş durumdayız” şeklinde konuştu.
Gazze’ye insani yardımda bulunan ülkelerin başında geldiklerinin altını çizen Erdoğan, “Bugüne kadar yaklaşık 100 bin ton yardımı dost ülkelerin de desteğiyle Gazze’ye ulaştırdık. Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi dahil ilgili uluslararası mekanizmaların işletilmesi için gayret gösterdik. Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davaya müdahil olma başvurusunda bulunduk. Yürüttüğümüz diplomatik temasların da katkısıyla 9 ülke daha Filistin’i tanıdı. Önümüzdeki dönemde bu sayının daha da artacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“İsrail bölgede istikrarsızlık üreterek kendi güvenliğini sağlayamaz”
İsrail’in bölgede istikrarsızlık üreterek kendi güvenliğini sağlayamayacağına dikkat çeken Erdoğan, “1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devleti kurulmadan İsrail de aradığı huzura kavuşamayacaktır. Filistin halkını destekleyeceğimiz gibi Kudüs’ün özellikle Harem-i Şerif’in tarihi statüsüne riayet edilmesinin de takipçisi olacağız” ifadelerine yer verdi.
“Türkiye’siz bir Avrupa güvenliği düşünülemez”
Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak Avrupa Birliği’ne üyelik sürecini stratejik öncelikleri olarak gördüklerini vurgulayan Erdoğan, “Son dönemde yaşanan gelişmeler Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye’nin hak ettiği şekilde yer almadığı bir Avrupa’nın küresel bir aktör olarak varlığını sürdürmesi giderek imkansız hale geliyor. Açık söylemek gerekirse Türkiye’siz bir Avrupa güvenliği düşünülemez. Avrupalı dostlarımızın da bu hakikatte artık yüzleşmesini vizyonel bir bakış açısıyla tam üyelik sürecimizi ilerletmesini bekliyoruz” dedi.
İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılığın milyonlarca Müslüman’ın yaşadığı Batılı ülkeleri zehirli bir sarmaşık misali sardığını söyleyen Erdoğan, “Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e yönelik menfur saldırıların fikir özgürlüğü bahanesiyle meşrulaştırılması asla kabul edilemez. Milyarlarca insanın mukaddesatını hedef alan çirkin provokatif ve alçak eylemlerin mutlaka önüne geçilmelidir. Bu yıl devralacağımız İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi dönem başkanlığımızda İslam düşmanlığıyla mücadelemizi aktif şekilde sürdüreceğiz. Bu vesileyle bugün burada temsil edilen birçok ülkenin terörle mücadelemize verdikleri desteği memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
Erdoğan, büyükelçilere Antalya Diplomasi Forumu’nun 11-13 Nisan tarihleri arasında yapılacak 4. toplantısını takip etmelerini de tavsiye etti.
İHA