Sadece içinde bulunduğum anda bir şey yapabilirim! Sevgili Şapşiğim şu an, dünyayı ömür boyu maruz kaldığın tüm keder, acı ve suçluluktan özgürleştirebilirsin. Hatırla; bu gücün var, sadece hatırla…

Sanırım insan kendi kendinin kurbanı. İçine korku ve şüphenin tek bir zerresi bile girse, onun etrafından dolaşmayı atlıyor suçluluk ve acılardan özgürleşerek. Dünyamdaki cennet, yani gezgin cennet şu an elimde. Dışımdaki katmanları delerek kendi gömülü irademe ulaşarak ve buradaki sonsuz zenginliği ve bolluğu görme çabamla…

Madde dünyası, uykuya fazla yüz verip düşünü unutan şapşiğin tanrısı olmuş.

Yaratıcı rolümü yeniden üstlenmezsem, sonsuza dek oyunun dışında kalacağım. Mutsuzluğuma ve başarısızlığıma bahaneler bulmak için beyhude uğraşırken yangınlar, hastalıklar ve kazalar müdavimim olacak.

Sevgili Şapşiğim, tüm dünyanın sorunlarını üzerine al! Evrenden sana yatırım yapmasını, tüm ağırlığını senin omuzlarına koymasını iste; Atlas’ın öğrencisiymişsin gibi… Nereye gidersen git, dünyaya zevk, anlayış ve yaşama sevinci götürürsün çünkü varlığın, her şeyi özünde barındırıyor.

Hey Şapşik, kendine beş dakika ayır! Kendini iyi hissetsen de hissetmesen de… Öylece durup izle, zamanını boşa harcama! Gözlemleyen, gözlemlenene kıyasla mantık ötesi güçtür.

İçeride yaraları sarmak, dışarıda yıldızları görmek. Kendi içine bakıp ‘’sorunu’’ erittiğinde, ‘’yapmışsındır’’. Gerçek yapmak, burada anlatılan ‘’yapmamak’’ tan ibarettir.

İçinde acı oluştuğunda senin bilinçli yokluğun, dünyanın o yokluğu yansıtmasına ve daha fazlasını yapmasına izin verir. O boşluğun, o olayın kontrolünü eline aldığın anda o felaket de yok oluyor Şapşik.

Burada ve şimdide olduğumda, oyunun hakkını verip tüm evreni bünyemde barındırdığımda gerçek zafere bağ kurma çabamla ilerliyorum…

Yaralarım iyileşmeye başladığında hissediyorum ki yıldızlar belirmeye başlayacak.