Bilirsiniz çocuklar yemek hazırlayan annelerinin malzemelerini yemeye bayılırlar.
Mayalanmakta olan hamurun kapağını açar bir parça koparır hamurun
mayalanmasını geciktirirlerdi. Hazırlanmakta olan salatanın malzemelerinden aşırır,
sıcak çorba tenceresine yaklaşır, pasta kremasın hazırlandığı kaptan kalıntılar da
olsa yemeğe bayılırlardı. Yemeğe gelince de…
Sofrada oturtabilene aşk olsun onları. Birkaç kaşık yer, tabaklarını yarım bırakır ve
hemen kaçmak isterler. Sofrada bir gerginliktir başlar baba kızar anne yapıcı olmaya
çalışır ve biri sert biri tatlı çocuğu birkaç lokma da yesin de büyüsün diye zorlarlardı
tabi onlar için durum böyle değildi. Ne yapsa da kurtulsa bu sıkıcı ortamdan da gidip
oyuncaklarının arasında dalsa. Zaten yemekten önce atıştırdıkları onca şeyden
dolayı iştahsızdırlar ve bir yandan da baba kızmaktadır. Oynama yemeğinle diye…
Yetişkin biri de olsa durmak istemez bu koşullarda. Çocuk neden dursun ki? Ancak
neden böyle? Ne oluyor da bizler bir bütün halinde almak yerine parça parça almaya
bayılıyoruz. Neden bir işinin sonunu görmeden önce daha oluşum aşamasındayken
karar veriyoruz ve diyoruz ki bu işten bir şey çıkmaz?
Birçok sebep olsa da ilki sabırsız olmamızdır. Tabiatımız böyle. Hiçbir gecikme
olmadan hislerimiz ve düşüncelerimiz yansıma bulsun isteriz. Ancak bu dünya
süreçlerin dünyası olduğu için aşamaların tamamlanması gerekir ve bu aşamaların
içine talih denilen bir faktör girdiği için de düşünce ve hislerin ortaya çıkıp
çıkmayacağı da belirsizdir. Tüm aşamalar tamamlanmış olsa da hiçbir sonuç ortaya
çıkmayabilir. Şans işte dedikleri gibi… Bir bardak su içmek isteyen birisinin içindeki
yoksunluk hissinin dahi tatmin olması için beynin bu isteği yerine getirmesi için hesap
yapması, bedene sinyaller yollaması ve harekete geçilip suya doğru yola çıkılması
gibi bir süreç zinciri tamamlanmak zorundadır. Tamamlansa bile kişi suya ulaşıp
ulaşamama konusunda bilinmeyenler vardır…
Bir diğer sebep ise tamamlanmış işin ne olduğu ya da olmadığı ne amaçla yapıldığı
veyahut bunun da bir başka işin aşaması olup olmadığı konusundaki bilgisizliğimizdir.
Bihaberiz her şeyden… Dışarıda yapılan yol çalışması konusunda nefret dolu bir
şekilde ağız dolusu küfür eden birisi birkaç saat sonra zarar görmüş internet hattını
düzelttikleri için yanlarına inip o çalışanlara teşekkür etmesi gerektiğini
düşüneceğinden haberi yoktur. Sadece o an hissettiği şey kişiyi yönetir. Sonuçta hiç
hoş olmayan bir şekilde uyandırılmıştır.
Daha birçok sebep vardır. Sıcak tencereye yaklaşıp zarar görmek isteyen çocuğun
hali gibi, hazırlık aşamasındaki bir doğum günü kutlamasına şahit olup tüm hevesleri
kaçırmak gibi, korkmak gibi ve daha birçok sebep vardır. Yani yarım bir işin bize
gösterilmemesi en büyük faydalardandır. Ama nedense bizler hala yarım işlere elimizi
sokmak için can atarız ve belirsizlik içinde olan yaşam amacımızı sorgularken
alelacele kararlar alır analiz yapmadan işte bu! sonucuna varırız…

Devam edecektir.