İçinde uzun bir zamandır yaşadığım hastalığım, bana özel bir şey öğreten bir iyileşme krizim, daha büyük faydaların tohumunu özünde barındıran daha yüksek bir sorumluluk düzenine doğru atılmış bir adım ve batıni bir zafer gibi diyor kalp kalemim.

Benim hastalığım beynimdeki tümörümsü lezyonlar ya da anevrizma değil. Asıl hastalığım daha ciddi; uzun yıllar boyunca biriktirdiğim yanlış düşünceler ve olumsuz duygular zihnimi ağırlaştırıp beni aşağıya çekiyor. İçinde bulunduğum koşulun asıl sebeplerini kendi iç dünyamın derinliklerinde göremediğimden, kendimin dışında bir şeyden veya bir kimseden herhangi bir yardım gelemeyeceğini anlamıyorum.

Ne yapmalıyım peki?

Her şeyi terk edip ve yalnızca kendimi, kendimden kurtarmayı düşünmeliyim Şapşiğim. Buraya kendimden ölmek, kendi yalanlarımla yüzleşmek için geldim ve geldiğim yere ne zaman döneceğimi veya dönüp dönmeyeceğimi henüz bilmiyorum.

Hayatımın tamamını fedakârlıklarla ve bitmeyen çabalarımla dolu uzun yıllar sırf bu hale gelmek için harcadım. Kendimi yok etmeye bu denli yaklaşmak için dağları yerinden oynattım. Başarısız olmayı ve kendimi öldürmeyi başarmış biri miyim ben? Ya da bu dünya benim gibi hayaletlerle mi dolu?

Bedenim ve dünya bir ve aynı şey.

Gerek dünyada ve gerekse bedenimdeki semptomları tamlık, birlik, iyileşme ve mükemmeliyet için haykıran eksik, kayıp ya da noksan bir şeyin en son sinyalleri olarak görmeliyim.

Tedavi edilemez hiçbir hastalık yok; tedavi edilemez olduğunu kabul ettiklerim hariç.

Hayatta değiştirilmeyecek hiçbir durum yok; yeter ki başıma gelen her şeyin kaynağının ben olduğunu anladığımda.

Hastalığımın nihai amacı iyileşme. Mutluluğa, kesinliğe, güvenliğe ve emniyete giden yola işaret edenim hastalığım.

Semptomlarım ise, iyileşmeye giden yolu gösteren tabelalar. Hastalığım, ilacın ta kendisi. Sözde ilaçlarımın yaptığı gibi semptomu yok etmeye çalışmam, tek kelimeyle benim cehaletim; semptomla birlikte daha üstün bir ilacı elde etme fırsatımı yok etmem gibi Şapşik!

Bedenimin iltihaplanan bir kısmını kesip almak, her yangın çıktığında çalmasından rahatsız olduğum, sesini duymak istemediğim bir yangın alarmını söküp atmaktan farksız. Şapşik, ağrınla yaşa, onu incele, ondan bir şeyler öğren. Onu bir dost gibi kendine yakın tut ve öğütlerine kulak ver.

Beynimdeki lezyonlarım bir çare. Mesele tümör, anevrizma değil, onu anlama meselesi. Onu anlarsam kendimi de anlayabilirim. Tümörlerim, varlığımdaki çatlaklarım.

Bu bir hastalık değil; tüm hayatını unutkanlık, içsel parçalanma ve sevgisizlik içerisinde yaşamış bir şapşiğin çığlığı.

Ancak unutma ki, ‘’kalp’’ hastalığımın saldıramadığı tek organım.