Dünyanın dört bir yanında savaşların yükseldiği şu dönemde barış oldukça elzem duruyor. Bu savaşlar hem bölgesel hem de küresel barışı tehdit ediyor.

Savaşlar, tarihin her döneminde var olmuştur. Bu savaşların nedenleri çok karmaşık ve tarihsel olmakla birlikte genellikle savaşların arkasında siyasi, ekonomik, ideolojik, dini, etnik vb. nedenler yatmaktadır. Bu nedenler, savaşan tarafların çıkarlarına hizmet ederken savaşın mağdurları olan sivil halkın zararına olmaktadır. Milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, yaralanmasına, savaşta sakat kalmasına, yakınlarını kaybetmesine, yerlerinden yurtlarından edilerek mülteci krizlerinin yaşanmasına ve milyonların gözyaşına, feryadına-figanına neden olmuştur. Ancak bir gerçek var ki daha çok dehşet, vahşet demek olan savaşın kazananı da olmaz. Savaşın sonuçları da sadece bugünü değil, geleceği de etkilemeye neden olmuştur.

Barış ise; savaşların sona ermesi, silahların susması, çatışmanın diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi anlamına gelmektedir. Barış halkların kardeşliği anlamını taşır. Barış; insan haklarının korunması, adaletin sağlanması, refahın artması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması gibi pek çok fayda getirmektedir. Barışın sağlanması için ise, savaşan tarafların iradesi ve uluslararası toplumun desteği gerekmektedir.

Yerine göre de bunu yalnız uluslararası ilişkilere havale etmek işin kolaycılığına kaçmak olur. Bulunduğumuz noktada barış için biz de bir şeyler yapabiliriz. Peki ama nasıl?

Bugüne kadar göz ardı ettiğimiz içsel barışımızı gerçekleştirerek. İçsel barış konusunda kendimizi tanımak ve bu yönlü bir farkındalık geliştirmek. Kendi duygularımızı ve düşüncelerimizi dengelemek, duygularımız üzerinde kontrol sahibi olmak. Başkalarını ötekileştirmeden başkalarını anlamaya, saygı duymaya, desteklemeye ve yardım etmeye çalışmak. Başkalarının da duygu, düşünce, ihtiyaç ve değerleri olduğunu kabul etmek. Farklı görüşlere saygı duymak, onların bakış açısını görmeye çalışmak, onları yargılamadan dinlemek, onlarla iletişimde kalarak onlarla konuşmak. Bu tür bir ilişki; karşılıklı güven, sevgi ve hoşgörü temelini oluşturur. Şiddete karşı durmak ve şiddete maruz kalanlara destek olmak yani kendimizle ve çevremizle uyumlu olmak. Bu tutumlarda ısrar, içsel barışın davranış kalıbı haline gelmesi tutumunda ısrar, toplumda kelebek etkisi yaratarak toplumsal barışın inşasında da gerçekçi bir ivme olacaktır.

Yani özcesi dostumuzu kendimiz gibi sevebilmek, komşumuzu kendimiz gibi görebilmek barışın içsel anahtarı olacaktır. O halde; barış hemen şimdi! (Barış benimle başlasın…)