Bunu, algımızın yetersizliği ile ilişkilendiririz ve deriz ki: “Gerçekten olmuyor.”

İnsan inanamaz. Çünkü aklımızın algıladığının ötesinde bir gerçekliği resmetmek zordur.

Zorluktan da öte, imkânsızdır. Çünkü tüm tasarılarımız, analizlerimizin bir sonucudur ve bu analizlerin ötesine geçmek imkânsız gibi görünür. İnsan algılayamaz, anlayamaz. Böyle olunca da düşünemez.

Peki, ne yapmalı? Hep bu kısıtların içinde mi kalacağız?

Düşüncemizin ötesine asla geçemeyecek miyiz? Peki, bunu istiyor muyuz?

Belki de asıl soru bu: İstiyor muyuz?

İsteyip istemediğimizi anlamak için şu soruyu sormalıyız: Rahat hissediyor muyuz? Hissetmiyor muyuz?

Çünkü insan, eğer mutluysa herhangi bir soru sormaz. O an, mutluluğun içindedir.

Mutluluk, sorgulamaya yer bırakmaz. Hatta insan, o mutluluğun ne zaman biteceğini bile düşünmez. O kadar mutludur ki, bu his onu tamamen ele geçirmiştir. Geçmiş, gelecek ve hatta “şimdi” bile yoktur artık. Sadece mutluluk vardır.

Peki, siz böyle hissediyor musunuz?

Cevabınız muhtemelen “Hissetmiyoruz.” olacaktır. Çünkü geçmişe dönüp baktığımızda bile gerçekten böyle bir mutluluk hayatımızda var mıydı, yok muydu hatırlamakta zorlanırız.

Sanki tüm yıllar bir koşuşturma ile geçti. Bitmesin diye çabaladık ya da “Bitecek ama biraz daha sürebilir mi?” diye düşündük. Hep aklımız mutluluktaydı.

O zaman, içinde bulunduğumuz hâl mutluluk değilse, öyleyse neydi?

Belki de mutluluğun yolundaydık.

Hâlâ da öyleyiz. Hâlâ mutluluğun peşindeyiz. Diğer hedeflerimiz sadece mutluluğun türevleri.

“Okulu bitirirsem mutlu olurum.” deriz. “Bu işleri tamamlarsam biraz dinlenebilirim.” diye düşünürüz.

“Eve gidip ayaklarımı uzatayım.” ya da “Bu sezon ne de güzeldi, umarım bir sonraki hemen gelir.” diye hayal ederiz.

Sanki… Sanki her zaman mutluluğun yolunda olacağız ve hiçbir zaman ona ulaşamayacağız.

Eğer bu düşünce size rahatsızlık veriyorsa, algılarınızın dışına çıkmaya hazırsınız demektir.

Şu ana kadar düşündüğünüz her şey, sizin sınırlarınız kadardı. Ve anlaşılan o ki, siz bundan fazlasısınız. Bu sınırları aşmak istiyorsunuz.

Öyleyse, aramaya hazır mısınız? Peki, aramaya başlayalım mı?