Sabahın erken saatleri… Günün yorgunluğu başlamadı. Güzel bir zaman. Bu zamanlarda akıl daha berrak oluyor sanki.

Bazen insanın hayata karşı anlayış geliştirme ihtiyacı büyüyor. Daha sonradan da kafada bir şeyler toparlanmaya başlıyor. Bugün de böyle oldu ve kafamda toparlananları yazmak istedim.

Bana kalırsa dünya, kişiye özgü bir okul.

Her bir kişi öğrenmesi gerekenleri öğrenmek için derslerden geçiyor.

Burada önemli olan nokta, dersi almaya açık olmak.

Dersi almaya açık olmak için ise egoizmimizin üzerine çıkmamız gerekiyor. Aksi halde arka sırada kendi kendine konuşan öğrenciler gibi oluruz. Kendi sınırlarımız içerisinde kalıp hayatı kaçırırız.

Zaten bildiğimiz üzere, mesele gerçekten de böyle değil mi? Başarılı olmak için öncelikle hayatın bize aktardığı dersi duymayı öğrenmemiz gerekiyor. Öyleyse bizlere kendimizden başka bir şey duyurmayan, hayatı ıskalatan egoizm tıkacını kulaklarımızdan çıkarmalıyız. Böylece, dersten kopuk bir öğrenci olup daha sonradan problem yaşamak yerine hayatın içerisinde sağlıklı bir öğrenme sürecinden geçebiliriz.

Bana öyle geliyor ki, hayat bize çoğunlukla insanları nasıl algıladığımız üzerinden ne öğrenmemiz gerektiğini anlatıyor. Çoğu zaman farkında bile olmuyoruz belki, ancak başka bir insan karşısında benliğimiz otomatikman kendini bir yerlere konumlandırıyor.

Basitçe örnek vermek gerekirse, diyelim ki arabam yok ve arabam olsun istiyorum. Arabası olan birini gördüğümde o kişi bende bir eksiklik hissi uyandırıyor. Buna benzer bir durumda ego devreye giriyor ve hayatı neden ıskaladığımızı anlatmaya başlıyor: Ego, ya kendisine dönüp arabası olmadığı için kendisini suçluyor ya karşısındaki insana karşı olumsuz hislere, düşüncelere kapılıp karşısındaki kişiyi suçluyor ya da genel anlamıyla hayatın kendisini suçlamaya başlıyor.

Gördüğümüz üzere, egonun işi suçlamak. Egoizm, yaptığı bu suçlamalarla kulaklarımızı tıkıyor ve hayatı kaçırıyoruz. Dolayısıyla, kendimizi suçlayan bir yapıdaysak kendimizi affetmeliyiz zira hatalar olmasaydı şu andaki anlayışımıza gelemezdik. Aynı zamanda da herkesi olduğu gibi sevip kabul etmeliyiz. Hayatı kucaklamalıyız. Hayatı kucaklamayı öğrenmek hayatın bize vermek istediği dersin kendisi olabilir. Bunu öğrenmek çok güzel olurdu.