Hissetmek istemiyorum; bu nedenle dikkatimi sürekli dağınık tutuyorum. Öfkeliyim de haklı olarak. Çıkarları doğrultusunda savaşan ve kendinden başka kimseyi kapsamayan bir sistemin içinde rekabetle var edilmeye karşı öfkeliyim içimde ‘‘başka türlüsü mümkün’’ hissi varken bile…

Dolayısıyla içimdeki öfkeli bir kalabalığın öfkesini hissetmektense dikkatimi dağınık tutmayı tercih ediyorum. Böylece biraz hayıflanıp hayatın ‘’haz’’ kısmında zamanımı öldürüyorum. Arada da geçen zamana üzülüyor ama sonra yine ‘’hazza” dalıyorum. Ve birdenbire âşık olan insan gibi! Ya da bunun birdenbire olduğuna inanmaya yatkınım; zihnimin hikâye yaratma becerisi işte! Öncesinde bir şeyler bir araya gelmiş ve o an doğuvermiştir oysa; aşk kıvılcımının doğması gibi. Birdenbire doğmaz bir bebek, birdenbire başlamaz ve bitmez ilişkiler, birdenbire hamile olduğunu öğrenemezsin mesela!

Aşk kıvılcımının aşka doğru yol alması, alabilmesi için ise; o birdenbire dediğin yol bilincine evrilmesi gerek sevgili şapşiğim. Bir şeyler içine siner ve sen, o yolda yol alıverirsin! İçine sinmeyen şeylerin olduğu bir yolda aşk da gölgelenir, âşık oluş da yol yeniye evrilmez, döngüler tekrar eder! Ortak bir niyet var ise ortak bir yol da oluşur elbet. Ve fakat ne sevgi ne niyet yetmiyor yolları yaratıp bir yapmaya! İçine sinmesi lazım!

İçime sinmeyenleri sakladıkça da yolda tetiklenip duruyorum; bir huzursuzluk, bir karmaşa, bir kavramlarda netleşememe! Kendi içime sinenleri ve sinmeyenleri fark etmek ve dizayn etmek ise benim sorumluluğumda. İçsel varoluş halinin sorumluluğunu alan, alabilen bu dünyada kral be şapşiğim!

Peki, ya içine sinmeyenler ilişkide bulunduğun diğer kişi ya da kişilerle ilgili ise o zaman ne olacak? Mesela sen bir ilişkiye hazırsın ve o sana ‘’hazır değilim’’ dedi. Zihin hemen ‘’beni sevseydi, hazır hissederdi’’ deyiveriyor ve kendimi değersizlik dramasının içinde buluveriyorum. Oysa buradan bir dersim olmasa orada olmazdım tabi ve fakat konu diğerinin davranışından dolayı içine sinmeyenler ise sor kendine şapşik: ‘’Diğerinin içsel varoluşunun sorumluluğunu da ben mi almaya çalışıyorum?’’ Ki bu durum beni ve dolayısıyla da bütünü yol boyu huzursuz ediyor!

Ezber, varsayım, haklılık için yapılan her eylem ilişkilerim için çok büyük tehlike!

O halde içine sinmeyeni bastırma! Diğerinin içsel varoluşunun sorumluluğunu da alma, dolayısıyla da sınırlar konusunu önemse sevgili şapşiğim! Ortak bir yol; ancak iç çocuklarını büyütmeyi göze alan, ilişkilerinde saçıp savurmaların da doğal olduğunu fark eden cesur ruhlarla gerçekleşiyor, hatırla! İç çocuğumun krizlerini partnerim aynalar fakat benim için çözemez, bu her varlığın kendi biricik işi! Ben olmadan biz olunmuyor! İlişkilerimde bağ kurmak; diğerine çöpünü boşaltıp rahatlamak için değil, birlikte büyümek için!..