Home Köşe Yazarları Ruh Emiciler/ Oya Gündüz Aksu

Ruh Emiciler/ Oya Gündüz Aksu

0

İşte onlardan biri daha!  Ne kadar da çoklar. Her yerde ansızın çıkabiliyorlar karşısına insanın.  Bir alışveriş merkezinde, bankada, mahallede ya da sıradan bir yolda yürürken bile karşılaşabilirsiniz bu memnuniyetsiz tür ile. O kadar kendilerine dönük ve bencil yaşarlar ki sizin ne hissettiğinizin, ne düşündüğünüzün onlar için hiçbir önemi yoktur. Üstelik size bunu yaparken, yani ruhunuzu baştan ayağa sömürürken “bunu senin için yapıyorum, kıymetini bil!”  İzlenimi de verirler. Siz onlar için sadece ruhunu sömürdüğü biri değil, zaman zaman anımsamak zorunda kaldığı bir ayak bağısınızdır da.

Bu tuhaf bencilatörler, dünyanın kendileri için döndüğünü zannederler. Sanki her şey onların hizmetinde olmalı ve memnuniyeti için planlanmalıdır. Hedeflerine, yani kendilerini mutlu etme amaçlarına ulaşmada her şeyi mübah görür ve çevrelerindeki hayatları umursamadan sadece kendi memnuniyetlerine kilitlenirler. Gözleri bundan başka bir şey görmez.  Öyle çokturlar ki, insanın kısacık ömrüne en az bir düzinesi sızmayı başarabilir. Üstelik bu ruh hortumcuları asla ama asla tatmin olmazlar. Sizi bir limon gibi ikiye bölüp suyunuzu çıkarır ve posanızı bir tarafa atarken; “ne kadar da ekşiymiş!” diyerek yüzlerini buruştururlar.

Gençlik yıllarımda, daha dünyayı doğru dürüst tanımadığım zamanlarda komşularımdan biri, bu tür için en iyi örneklerdendi. Hangi evde ne olup bitiyor ondan sorulur, insanları birbirine düşürmek için planlar yapardı. Dedikodunun mahallede simgesi olmuştu nerdeyse. Kim gelmiş, kim gitmiş, kim kiminle neredeymiş her şeyi iğneden ipliğe bilirdi. Hatta bir seferinde çok sevdiğim bir arkadaşımla aramızı bozmak için elinden geleni yapmıştı ve başarmıştı da… Şimdi epeyce yaşlanmış olmalı. O zaman da yaşça bizden büyüktü.  Merak ediyorum hangi mahallede kimlerin kuyusunu kazıyordur o ilerlemiş yaşına rağmen. Beşikte giren huy mezarda çıkar derler. Değiştiğini sanmıyorum ki öyle olmasını dilerdim.

Efendim gelelim İş ortamındaki ruh emicilere. İş yerinde olmaz mı? Olur, olur, hem de alası olur. Onlardan da çokça nasibinizi alırsınız iş telaşesi içinde. Hep unutmayı yeğlediğim, ruh emici yarışması olsa birinciliği kimseye kaptırmayacak olanlardan birinden söz edeceğim size. Kendini her zaman özel bir yere koyduğu hastalıklı ruhu çevresini etkisine alırdı hemen. Elinde “çok iş yapıyorum, bunu benden başkası da bilemez, hatta beceremez.” havasında gezdirdiği evrakları, kemikli ve ince ellerine yapışmış da oradan hiç ayrılmayacakmış izlenimi verirdi bana.  Kendine yakıştırdığı “bulunmaz hint kumaşı” yanılsamasıyla dudak bükmeleri ve insanlara bıyık altı gülmeleri de cabası. Tüm odanın ruhunu karanlık bir kasırgaya çeviriverdi birden bu halleri. 

Bir de inceden inceye sömürenler vardır ruhunuzu, neşenizi. Sadece kendileri için arar sorarlar sizi. Vaktinizi usul usul çalarak dert ve tasalarıyla doldururlar beyninizi. Sizi bir dinleme duvarı yerine koyup, ağızlarından çıkanı haykırırlar oraya. Bunları duymayı isteyip istemediğinizin bir önemi yoktur. Ondan ve anlatmak istediklerinden başka hiçbir şeyin önemi yoktur aslında. Onlara göre, dünya dönüyorsa onun, onların yüzü suyu hürmetinedir.

Bir de sürekli negatiflikleri ile çevrelerinin neşesini çalanlar vardır ki..Aman aman! Koşarak uzaklaşın onlardan!

Daha onlarca, yüzlerce örnek verilebilir bu konuda. Velhasıl ruh emiciler, hortumlarıyla her yerde ruh avına çıkarlar.  Aman ha! Onlara karşı gözünüzü hep açık tutun, ruhunuzu ise kapalı!

Exit mobile version