Home Köşe Yazarları Ruhuna İşlenen Mühür / Yasemin Koçak Tezel

Ruhuna İşlenen Mühür / Yasemin Koçak Tezel

0

Hangi güç seni kendi karanlığının en derin yerinden çekip çıkarır da hiç kimsenin tırmanmaya cesaret edemediği o yüksek dağa tırmanmaya davet eder? Kalbindeki bu tarifsiz boşluk, kendi hücrelerini bile ateşe atmaya hazırlanırken, gözlerin neyi arar? Sadece gözle görülen mi gerçektir? Göğsünde taşıdığın, söküp, parçalayıp kendinden ayırmak istediğin en çetin yükün olan kalbini ne bu kadar yakar?

Kalp dilini konuşmaktan seni alıkoyan nedir? Onca dili öğrenmek için uğraşan insan, kalbin dilini neden öğrenmek istemez? ‘Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım, elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım’ diyen şairle kim oturup varını yoğunu paylaşır?

Kalplerimiz katılaştı, demirden çivilerle mühürlendik. İçinden geçtiğimiz duygulardan çıkardığımız artıklar yüzünden, yetmiş kat giyindik; sokağa çıkmadan, gözlere değmeden önce, ruhumuzu en yakın çöp kovasına boşalttır olduk. Ruhu olmayanlar kervanına böyle katıldık.

Boşuna başka yerlerde dolacağımızı sanmalar! Dolu sandığımız anlar… Doyamadığımız, doyuramadığımız, nereye koyacağımızı bilemediğimiz, içimizden yakan bir şerit gibi geçen o güçlü duyguları başka kaplara boşaltıp, yenisiyle yeni oyunlar kurmalar…

Korkuyorsun! Ya doğruysa ya gerçekten sevmek ve sevilmek denen bir şey varsa! Ya ulaşır, tadına varır ve onun vazgeçilmezliğini anlarsan! Ya bir olup, bir olmazsa! Ya bilerek onsuz bırakır, üstüne bir de bütün birikmiş kayıtları, anıları yakarsa! Ya onu gördüğünde artık tanınmayacak halde olursa! Ya sevginin mührünü gizlice kalbine işler, demiri bile eritecek o şifa dolu sözcükleri arka arkaya sıralar ve seni onu aramak zorunda bırakırsa…

Ruhuna bir kez mührünü bıraktı ya kalbin anlar. Gözün gözüne değmeden de kokusuna doyana kadar banar. Bir kez tadan başka bir tat aramaz. Bilir ki sessizce çağırıyor seni, ruhuna işlediği mührün ışığını, açık unutup gitmiştir çünkü…

Dışarısı zifiri karanlık olsa da yolunu böyle bulacaksın. Korkmayacaksın doyamamaktan, korkularına ateş ede ede yol alacaksın. Kaçmayacaksın gerçeklerden, sevebiliyor olma kapasitenden. Sevildiğini hissetmemek için ördüğün duvarların arkasında ömrünü boşa harcamayacaksın. Kıracaksın önüne çıkan engellerin kafasını; içine saklanan anahtarı bulmak için, elini kendi kalbinin içine, onu paramparça etme pahasına bile olsa sokup, elinde kanlı anahtarla kapısına dayanacaksın. En önemlisi de sevgi seni çağırdığında, sen zaten yola çıkmış olacaksın.

“Sevgi sizi çağırdığında onu takip edin, yolları sarp ve dik olsa bile. Kanatları sizi sardığında ona teslim olun, tüylerinin arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa bile.” (Halil Cibran)

Exit mobile version