Kocaeli Dökümantasyon Merkezi’nin her hafta Çarşamba günleri düzenlediği Yaşayan Tarih Sohbetleri söyleşilerinin bu haftaki konuğu şair yazar, ressam Selma Gün oldu. 5 Şubat 2025 tarihinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sivil Toplum Merkezinde gerçekleştirilen söyleşiye ilgi yoğundu.
Kocaeli Dökümantasyon Merkezi Başkanı Müzeyyen Ünal yaptığı açılış konuşmasında Seka’nın İzmit tarihindeki yadsınamaz yerini anımsatarak, Selma Gün’e ve etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Açılışın ardından Selma Gün kısaca kendini tanıttı.
“Seka”ya ilk geldiğimde; ‘Boğazından Seka lokması geçmemiş tek bir İzmit’li yoktur’ sözü dikkatimi çekmişti ve bu sözü hiç unutmadım. Seka ekolünden çocuklarımla birlikte ben de pay alanlardanım. Seka dönemi İzmit için oldukça şanslı dönemlerdendir. Özellikle sosyal ve kültürel etkinliklere dikkat çekmek isterim.”
”şeklinde konuştu.

Seka çalışanlarından Yılmaz Gün’ün doğum ve vefat tarihine denk gelen hafta içinde Yılmaz Gün’ü anma toplantısı olarak da düzenlenen söyleşide, onu tanıyanlar da söz alarak Yılmaz Gün’ü ve Seka yıllarını anlattı.
Selma Gün, eşi Yılmaz Gün ve Seka yılları hakkında şunları söyledi;
“Yılmaz 1969 yılında Seka kağıt fabrikasına makina bakım mühendisi olarak girdi. Fabrikanın atık malzemelerinden, üç yataklı atık kağıt presleme makinasını icat etti. Bu makine fabrikada uzun yıllar kullanıldı.”
Seka’nn kuruluşu hakkında da bilgi veren Selma Gün, fabrikanın kurulmasında çok büyük emek ve çabası olan Mehmet Ali Kağıtçı’nın adını da anmadan geçmedi.
Kağıtçı Spor Kulübü adıyla kurulan kulübün kadın ve erkek kürek takımı, yelken, ritmik jimnastik vb faaliyetlerine de değindi. Ayrıca “1 numaralı lokalin önüne devasa bir şişme havuz konulmuştu ve tüm personelle iç içe sevgi, saygı bağı çerçevesinde sağlıklı ve neşeli bir disiplin yaratılmıştı” şeklinde konuştu.
Seka ailesi kimliğinde yer almaktan her zaman gurur duyduğunu ve Sekalı olma ruhunun bambaşka bir şey olduğunu da sözlerine ekleyen Selma Gün; “Seka Çocuk Dostları Derneği”nden de söz ederek, derneğin İzmit ve İzmit halkı için yaptığı çalışmalara da değindi.
“Çocuklar ve sosyal hayat hep ön plandaydı. Seka Çocuk Dostları Derneği İzmit Yetiştirme Yurdu ve Seka Kreşinin tüm masraflarını karşılardı.
Beşiktaş takımında 25 yıl görev almış ve 103 kere milli ve şampiyonlukları olan Abdullah İnce Seka kız basketbol takımını çalıştırmıştı. O yıllarda sporla uğraşanların hayatlarını kolaylaştırmak için Seka’da istihdam edilmeleri kararı alınmıştı. Bu sporculara o zaman gereksiz eleman gözüyle bakılırdı. Oysa onlar şampiyonluklar getirip ülkemizi onurlandıran isimlerdir.” şeklinde konuştu.
Selma Gün, Seka sinemasında film öncesinde yarım saat sinema eğitiminin de verildiğini belirterek; yalnız fabrika çalışanlarının değil, bölge halkının da yararlanabileceği kültürel ve sosyal tesislerin İzmit için önemli bir değer oluşturduğunu söyledi.
İzmit Şehir Tiyatroları ilk oyununu Seka salonunda oynamıştı. Yaklaşık altı saat süren Hamlet oyununu Seka salonunda ben de izleme şansını yakalayanlardanım.
Daha sonra Yılmaz Gün’ün SEKA yıllarında kuruma katkılarından söz edildi. Ayrıca gazeteci Adnan Filiz’in Yılmaz Gün hakkındaki görüşlerine de yer verildi.
Yılmaz Gün’ün KYÖD (Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği) dönemi hakkında da bilgi verilen söyleşide o dönemde SEKA’da ve Yirmi yedi yıl çalıştığı KYÖD’ de birlikte çalıştığı kişiler söz alarak görüşlerini bildirdiler.
Mustafa Küpçü, Yılmaz Gün için; “Kyöd için önemli bir değerdi. Kyöd Dergisi’nin hazırlık aşamasında çok titizdi. Bazen çok ayrıntıya düşerdi. Ama sonradan niçin böyle yaptığını anlar, kendisine hak verirdik. Yazar Şakir Balkı’nın öz evladı gibiydi. Duyarlılığı tanımsızdı.” dedi.
Ayrıca 1957 yılında sahil yolu geçmeden önce Seka yolundaki pistin pek çok şampiyonlar çıkardığını, Necatibey Okulunun da Seka’nın eğitime verdiği önemin canlı bir örneği olduğunu, İzmit Musiki Derneğini de 1972 yılında Seka’ lıların kurduğunu sözlerine ekledi.
Daha sonra söz alan Şetif Ünan;” Seka dönemini bilenlerdenim. Bana orda staj yapmak nasip oldu. Ustalardan, Yılmaz Bey gibi tecrübeli kişilerden istifade ettim. Çalışmak deyince Seka’ya gidilirdi.” şeklinde konuştu.
Kyöv yönetiminde yer alan Cihat Uçar da yaptığı konuşmada; “Y. Gün ile birlikte iki yıl geçirdik. Birikimli, özverili, bilge bir kişiliği vardı. Derginin hazırlanmasında Hakan (Atmaca) bey ile birlikte büyük emekleri vardır.” dedi.
Gül Anasal; “Yılmaz beyi çok tanıma fırsatım olmadı ancak eşinin sanat hayatına hep destek olduğunu biliyorum. Çocukluğumuzda sinemaya Seka’ ya giderdik. “fruko alaska” da o dönemden aklımda kalanlardandır.” dedi.
Hakan Atmaca;
“Deniz kıyısına beton dökmenin sakıncaları hakkında bir makale yazmıştım. Yılmaz abiye göstermiştim. Sert mizacı beni yanıltmış. O günden sonra çok iyi anlaştık. İşini iyi yapmayana kızardı. Herkese karşı saygılıydı. O konuda kendisinden çok şey öğrendim. Onunla birlikte çalışmak çok hoşuma gidiyordu. Onu kaybettikten sonra ben de kaybettim…” şeklinde konuştu.
Şakir Balkı’nın kızı söz alarak; “Yılmaz beyin babamda yeri başkaydı. Babamın köşe yazılarını kesermiş. Arşivi hala duruyor olmalı.
” açıklamasını yaptı.
Seyfettin Tekçe; “Kocaeli’ye eğitim desteğini veren KYÖD’dü ve orda Yılmaz Gün vardı. Onun bizi yönlendirdiği okullara gittik. İyi bir rapor hazırladık. Değerlendirilmesi gereken önemli işler yaptık birlikte” dedi.
Kyöd eski başkanlarından Semra Başlak; “Seka İzmit için çok önemli bir kurumdu. Tiyatrolar Seka salonunda gerçekleştirilirdi. Sinemaya giderdik Seka’da. Yılmaz bey çok dürüsttü, titizdi. Çocuklarına, ailesine düşkündü.” şeklinde konuştu.
Etkinliğin sonlarına doğru konuşma yapan Alper Gün, babası Yılmaz Gün’ün Seka hakkında belgesel hazırlamak istediğini ama hastalığı yüzünden bunu tamamlayamadığını söyledi. “2004 yılında Seka yıkılırken çektiğimiz resimlerle ‘Kuruluşundan Yıkılışına Seka’ belgeselini tamamlamaya çalıştık.” diyerek, bu belgeselden aldığı kısa slayt gösterisi ile birlikte anılarını anlattı.
Son olarak söz alan Selma Gün; Seka döneminde eğitim tohumlarının fabrika sistemi içinde atıldığına ve her türlü sosyal faaliyetleri ile İzmit’i modern bir şehir haline getirme gayretine değindi.
“Yılmaz okumaya, özellikle felsefeye meraklıydı. Felsefe kitapları edinip okumayı severdi. Kyöd Dergisi’nin çıkarıldığı dönemler; ‘Tüm şehir kendini bu dergide bulmalı, her şeyden tasarruf edilir, eğitimden edilmez’ derdi ve hep bunu ilke edinerek hayatını sürdürdü.” dedi.