Home Köşe Yazarları Tek Kavgamsın / Nesrin Gökpınar

Tek Kavgamsın / Nesrin Gökpınar

Doğam, sürekli egomu büyüterek beni geliştiriyor. Çağlar süren insan gelişimine bakarsam, yemek, seks, aile ve barınma gibi temel hayatta kalma arzularından -mağara sakinleri olarak sahip olduğumuz arzulardan- medeniyetler olarak geliştiğimizde ortaya çıkan para, onur, kontrol ve bilgi gibi egoist arzulara kadar olan gelişimi görebiliyorum.

0

Doğam, sürekli egomu büyüterek beni geliştiriyor. Çağlar süren insan gelişimine bakarsam, yemek, seks, aile ve barınma gibi temel hayatta kalma arzularından -mağara sakinleri olarak sahip olduğumuz arzulardan- medeniyetler olarak geliştiğimizde ortaya çıkan para, onur, kontrol ve bilgi gibi egoist arzulara kadar olan gelişimi görebiliyorum.

Ve fiziksel dünyamda, bir erkekle bir kadın arasındaki ilişkilerin başlangıcını ve sonunu çok sık gözlemliyorum çünkü dünyam egoist bir temel üzerine kurulu. Bir erkek ve bir kadın arasındaki ideal ilişkinin, birbirlerini doğru bir şekilde tamamlamaya başladıklarında gerçekleşiyor şapşiğim ve böylece ihsan etme ve sevginin gücü olan bağ aralarında görünür oluyor. Sanki üst bir edinim yoksa bu gerçekleşemiyor. İşte bu nedenle de benim dünyamın seviyesinde hiçbir şey çözülemiyor.

Egom ne kadar büyürse, o kadar az sakin kalabiliyorum.

Kızgınlık, tedirginlik ve stres, kargaşanın nedeni olarak biricik egomun farkına varmamı ve böylece egomun üzerine çıkmak için samimi, içten ve dürüst yeni bir arzu geliştirmem için, doğamın beni hissetmeye doğru teşvik ettiği durumlar var.

Bu noktada, egomun üzerine çıkmak için cesaret ve güven hissettiğim destekleyici bir ortama ihtiyacım var. Kazanamayacağımı bildiğim tek kavgam gibi sanki…

Böyle bir ortamın bir yönü de beni egomun üzerine yükseltmeyi amaçlayan düzenli öğrenme ve faaliyetlerim olmalı, bu da beni dengemi bozacak her türlü kızgınlığa karşı koruyor. Yani sevgili şapşiğim bu içimdeki şeytanlarla güreşmemin, insan doğamla mücadelemin bir sembolü mü?

Başka bir deyişle, çevremle olan dengesizliğimin kaynağının ego olduğunu kabul ederek ve egomun üzerine çıkmak için kendimi düzenli olarak kalibre ederek, destekleyici çevremi güçlendirmem gerekeceğini ve bu da yaşadığım her türlü durumu kendi başıma bırakıldığımda, daha hızlı atlatmama yardımcı olacak gibi anlıyorum dünyasal aklımla.

Her tiyatro oyununda olduğu gibi, yıldızlardan oluşan senaryomu çok çeşitli şekillerde oynayabilirim. Kavrayışımı adım adım geliştirebilir, karakter ve nüansın daha derin yönlerini inceleyebilir, eski sözcüklere yeni anlamlar, eski yaralara yeni anlayışlar getirebilirim.

Ben yaratanın kuklası değilim, sadece oyuncusuyum. İnanın her birimiz ilahi olanın insan formundaki parçalarıyız ve andaki tüm etkilerin en iyisini ya da en kötüsünü canlandırabiliriz. Hep beraber parmak uçlarımızda yaratımın sihrine sahibiz. Sevgiden doğan doğru hareketle her şeyi değiştirme becerimiz var.

Dolayısıyla tek bir ilahi olan vardır dediğimizde, parçası olduğumuz bu tek sistemde, tek bir kuvvet dışında hareket eden hiçbir şey olmadığı anlamına geliyor.

Gerçeklikte hareket eden bu tek gücün arzusu, bizi onunla bağa getirmek – zorlama yoluyla değil, olumlu bir şekilde farkındalık yoluyla.

Bu gücü iyi ve iyiliksever olarak anladığım, hissettiğim ve edindiğim kadar, ona bağlı kalabilir ve tam farkındalık düzeyine ulaşabilirim.

Beyinsel anjiyomun etkisiyle ve hadi siz, ben, hepimiz hikâyenin bundan sonraki bölümünü yazalım. Gücümüzü hatırladığımız anda birer seyirci değil, aktif katılımcı olduğumuzu da anlayarak.

Exit mobile version