Home Köşe Yazarları Yalnızlığım Hevessiz, Kalabalıklarım ise Tekinsiz

Yalnızlığım Hevessiz, Kalabalıklarım ise Tekinsiz

0

Bana bir şey oldu. Yaşamıyorum sanki, gün sayıyorum. Umut etmeyi bıraktım,
oyalanıyorum. Tadım tuzum pek yok. Nefes almaya devam ediyorum tabii, ama iç
çeker gibi. Boşluklarıma düşmemek için kaynaklarıma gömülüyorum. Kendimi
unutmak için içime dalıyorum. Hissetmeyeyim diye makineleşiyorum. Artık
şaşırmıyorum, utanmıyorum, pek kaygılanmıyorum.
Bana bir şey oldu, yaşıyorum ama kendi hayatımı yaşamıyormuşum gibi yaşıyorum.
Böyle bir dünyada güçsüz olmak canımı yakar diye kırılganlığımı kaybettim. Böyle bir
ülkede ayakta kalmak zor malum, gücümü de kaybettim. Umut sözcüğünü dişlerimi
sıkarak kullanıyorum artık. Hayalimi sorduklarında korkudan titriyorum. Yalnızlığım
hevessiz, kalabalıklarım ise tekinsiz.
Ne kendimden kaçabiliyorum ne bu saatten sonra kendime dönebiliyorum. Belki de
hatırlamaya ihtiyacım var. İnsan unutursa değil de, hatırlarsa iyileşiyor. Omuzuma
yükler binmeden önce nasıldım? Hangi anımı kim kirletti? Laftan anlamayana
döktüğüm diller, canımı yaksa da uzattığım eller, sonunu bile bile harcadığım günler
hak edildi mi? Kendimden vazgeçmeyi ne zaman öğrendim? Sıradanlaştırdığım
hayatımın anlamında unuttuğum cesaretim var. Geleceğimde göremediğim kapının
anahtarı geçmişimde saklanıyor belki. Geçmiş de kalayım diye değil şimdiyi
anlayayım diye yazıyorum.
İnsanı insanlıktan da çıkarsalar insan kendi ile buluşma eğiliminde. Ve ‘’hatırlamak bir
buluşma biçimi’’. Bana bir şey oldu ama tüm olanlarla yeniden var olmaya ve
yaşamaya ihtiyacım var.
Oysa şuan ben size yaşarken cenazemden sesleniyorum. Ölmüşüm bitmiş! Bitmez
dediğim ölümsüzmüşüm gibi harcayıp tükettiğim başkalarına feda ettiğim hayatım
elimden kayıp gitmiş. O gün gelmiş ölmüşüm bitmiş. Cenazemde buluşmuşuz
cümbür cemaat. Herkesin acısı büyükmüş. Kalabalıkta feryat figan bir uğultu baş
etmeye çalışıyorlarmış ölüm fikriyle.
Ben tabutumda çok yorgunmuşum yine. Değmemiş, görülmemiş, takdir görmemiş
ölümüne çabalarım. Mesai çoktan bitmiş. Yarına işler bırakmışım ama şimdi fark
etmişim ki yarın yok artık. Geleceğime sipariş verilmiş hayallere tutunmuşum ama
şimdi tutunacak bir dal kalmamış. Ellerini açmışlar gökyüzüne. Elimi uzattığımda el
vermeyenler de uzatmış. Tek tek hepsi dokunmuş tabuta beni taşırken. Göğsüme
bastırıp sarılmak istediklerim oradaymış.

Şöyle ağız dolusu ‘’seni seviyorum’’ diyemediklerim oradaymış. Hepsi dokunmuş.
Kimin eli değmiş fark edememişim. Ne fark eder, ellerimden kayıp gitmiş yarın
yokmuşçasına yaşadığım bu hayat. Konuşabilseydim keşke. Beni duysalardı
bağırırdım. Derdim ki; Güzel Kardeşlerim, gözünüzü kapattığınızda canlandırdığınız
hayallere gitmenin bir yolunu bulun.
Yaşayın be yaşayın! Gömmeyin kafanızı korkularınızın toprağına. Asmayın
hayallerinizi sizi korkutanların duvarına. Kendini yaşamadan ölmek kendi ölümünü
yaşamaktan daha zor. Ah bir yaşasam yazılmış senaryoları bırakıp kendi filmimi
çekerdim. Zincirlerimden kurtulup yeni yollara çıkardım. Bana, beni ben yapanlara,
bana iyi gelen her şeye daha çok zaman ayırırdım. Ama şimdi bana ayrılan sürenin
sonuna gelinmiş artık. Ölmüşüm bitmiş!
Hiç niyetim yok kendimi yaşamadan ölmeye, ya siz?


Nesrin Gökpınar

Exit mobile version