Home Köşe Yazarları Yaşamla Dans Etmek / Yasemin Koçak Tezel

Yaşamla Dans Etmek / Yasemin Koçak Tezel

0

Yaşamla Dans Etmek / Yasemin Koçak Tezel
Yaşamlarımıza aktif olarak dahil olduğumuzu hissedemiyoruz. Yaşam dediğimiz şey, içine girmeden, kenardan göz ucuyla izlediğimiz bir şey haline geldi. Bize ne zaman, nasıl, neyle dokunuyor bu yaşam? En önemlisi bizden istediği şey nedir? Önümüzde duran bu örüntü, bu denklem bize ne söylemeye çalışıyor? Varlığımızı daha anlamlı hale getirmenin yolu nedir?

Belli ki yaşam bir örüntü. Sebep-sonuç, ödül-ceza denklemi üzerinden ilerliyor. Bu denklemin çıktısını değerlendirebilmek için bu oyunu birlikte oynayan çocuklar gibiyiz. Neyi nasıl yapacağımızı bilemeden, çoğu zaman avize dükkanındaki fil misali, her eylemimizde kırıp dökmeye mahkûm, samanlıkta iğne aradığımızı düşünsek bile bu oyunun içindeki aktif oyuncularız.

Neyi arıyoruz sahi? Nerede arıyoruz? Aramaktan vazgeçtiğimizde kime, neye dönüşüyoruz? Zihnimize düşen sorularla, bitmek tükenmek bilmeyen bu savaşta, bizi besleyen, ayakta tutan güç nedir?

İnsan, kendi yaşamını incelemekle yükümlü. Her an bu denklemi, bu örüntüyü anlama, hissetme çabası içinde. Çoğu zaman bu bize zor gelse de varlığımızı onurlandırmanın tek yolu bu gibi görünüyor.

Önümüzde duran bu akışın, tabiri caizse bu kirli nehrin içinde debelenirken, bizi kıyıya çekip, başka bir akışın, başka bir olasılığın, tertemiz bir nehrin de olduğu hissine gelmemiz gerektiğini söylüyorlar. Bunun için de işe önce karanlıktan, nefretten, çaresizlikten başlamak zorundayız. Kirli nehir bu. Bu nehirle yeterince çalıştıktan sonra, tam da bu nehrin kendisi bizi tertemiz bir olasılığa, diğer nehre atacak. Ancak bu geçişi gerçekleştirebilmek için gerçek bir ihtiyaca gelmeliyiz. Peki neye ihtiyacımız var? Eksikliğini, yokluğunu en çok hissettiğimiz şey nedir?

Peki bu herkes için mümkün olacak mı? Bu çalışma, tek bir gözlemcinin izlenimlerine dayanıyorsa kusurlu, zira her göz kendi köşesinde olanları ancak belli bir ölçüde hissedebiliyor. Belli ki bu çalışmayı yapabilmek için en az iki kişi gerekiyor.

Her göz gördüğünü, hissettiğini, deneyimlediğini atacak bir ortak alanda çalıştığını bilseydi, bu çok daha kolay olurdu. Böylece tüm insanlığın biriktirdiği bu ortak alan herkese yansır, herkesi bilinç düzeyinde bile beslerdi. Böylece her birimiz yaşamın bizi dansa kaldırmasını hak eder, onunla en azından bir süre baş başa vakit geçirebilir, onu bizzat deneyimleyebilirdik.

Farkında olalım ya da olmayalım ortak bir alanımız var. O alanda hepimiz birbirimize bağlı ve hatta bağımlıyız. Her birimizin yaşamla olan dansı tüm insanlığı etkiliyor. O halde yaşamla dans etmeyi, onunla konuşmayı, onun dilini öğrenmeyi ve ona reaksiyon vermeyi öğrenmeli, yaşamla doğru bir şekilde çalışmalıyız. Çünkü hepimiz bu ortak alan farkındalığına davet edilmeyi hak etmek istiyoruz.

Bu alana girebilmek için davet edilmek gerekiyor zira kendi içinde ve kendi başına sevgiyi deneyimleyenler kapıda nöbet tutuyor. O alana nefret giremiyor belli ki… Ayaklarımız çamurlu iken, nefretin içinde yüzüyorken oraya davet edilmiyoruz.

Yaşamın etrafında 360 derece dönüp, her köşeden ona bakabilecek gücümüz yok. Ama her köşeden yaşamı izleyen insanların var olduğu gerçeğini de es geçemeyiz. Ben, tek başıma yaşamın etrafında 360 derece dönerek onu her açıdan inceleme gücüne sahip değilim ama binlerce milyonlarca insanın bu örüntüye dair izlenimlerini alma şansım var.

Bunu alabilmek için bir ağ gerekiyor. Bu akışı sağlayacak bir köprü, bir alış-veriş hattı. Bu akış ancak bağ kurmakla mümkün. Yoksa önümüzde akan yaşama, bu nehre sadece ayaklarımızı sokup, yaşama kenardan katılma kaderine mahkûm olmaya devam edeceğiz.

Aktif olarak yaşamı incelemenin tek yolu, kendi dışımda gördüğüm varlıkları, onlara çarpıp reaksiyon vermelerine sebep olan olguları, tetikleyicilerini, nefretlerini, eylemlerini tarafsız bir gözle incelemek. Denkleme kendi gündemimi taşımadan aktif izleyici olabilmek, denklemin kaynağına doğru hareket etmemi sağlayacak. Çünkü ancak bu eylem, bu niyet, bu düşünce bir araca dönüşüp, beni hakikatin kucağına atabilir. Ancak o zaman yaşam bizi dansa kaldırabilir zira yaşam hakikat, hakikat ise sevgidir.

Exit mobile version