Home Köşe Yazarları Kendine En Son Ne Zaman ‘Dur!’ Dedin? / Yasemin Koçak Tezel

Kendine En Son Ne Zaman ‘Dur!’ Dedin? / Yasemin Koçak Tezel

0

Sabahın köründe kalktın. Önce yaşadığın hayata bir güzel küfrettin, sonra da her zaman olduğu gibi o hayatın nimetlerinden yararlanma savaşına kendini hazırlamaya başladın. Ayılmak için olmazsa olmazın olan kahvenle buluştun. O eşsiz aklın sana bir gün önce yaşadıklarını tekrar tekrar yaşatırken, zihnine onlarca soru düşmeye hatta yağmaya başladı. Şimdi dur!

O düşüncelerin arasında seni o düşüncelerden çıkarıp, bir sonraki seviyeye gelmeni sağlayacak muhteşem bir düşünce saklı olabilir. Yağmurun altında kalan ve hangi yağmur damlasının diğerlerinden farklı, içinde muhteşem hediyeler barındıran bir damla olduğunu anlayıp yakalamaya çalışmak gibi bir şey bu, öyle değil mi? Olsun sen devam et. Seni bir sonraki seviyeye taşıyacak o eşsiz düşünceyi bulup diğerlerini çek kenara. En azından -mış gibi yap. Yeterince -mış gibi yaparsan o -mış bir gün gerçek olabilir.

İş yerine geldin. Seni bekleyen dünden kalma işler, tamamlanmayı bekleyen dedikodular, çekiştirmeler, olmayan tahtın varisleri arasındaki kanlı savaşlar arasında ateş hattında kaldın. Şimdi bir ‘dur!’ Bu resmin içinde nerede olduğunu, nerede durduğunu, neye zorlandığını ara. Kimin tarafındasın? Bu seni nereye götürecek? Bu kimin seçimi olacak?

Şimdi derin bir nefes al ve insanların neden böyle olduğuna dair varsayım paketlerini açmayı bırak ve kendini kenara çek. Tüm bugünü hayatın, sana verilen bu hayatın rafında nereye koyacaksın? Yarının daha farklı olması için, içinde devinen arzular yok mu? Onlarla buluş. Şimdi söyle bana, ‘En çok neyin eksikliğini yaşıyorsun?’ ve bunu gerçekleştirmek için o meşhur ilk adımı atmanı engelleyen şey ne? Çok soru sordun da diyebilirsin. Sen kendine bu soruları sormuyor musun sanki? İçten içe neyin eksik olduğunu, neyi özlediğini, nereye ait olduğunu sorup durmuyor musun?

İnsanların nefesleriyle yıkandığın gün bitmek üzere. Şimdi koşarak evine, ailene, sevgiline mi gideceksin yoksa tüm bu karmaşanın içinde kendine özel gizil, ikincil bir hayat yarattın da oraya mı saklanacaksın? Seçim senin, aslında öyle olmasa da! Her ne yapmaya karar verdiysen ver önce bir ‘dur!’ İnsan ilişkilerinin içine daldığında kimin karşısına kimi çıkardığını, bu kimliklerin birbirini tanıyıp tanımadığını bir düşün. Hangi ‘sen’ en bilge? Hangi ‘sen’ en kararlı? Hangi ‘sen’ en hain? Hangisini kimler ortaya çıkarıyor? İçlerinden hangisini taçlandırmaya niyetlisin?

‘Anı yaşa hayat kısa’ felsefesiyle coşanlardansan, yapacak bir şey yok! Hayatı yaşamanın daha doğrusu çalışmanın bin bir seviyesi varken, bu seviyede kalmak işine geliyorsa, gerçekten yapacak bir şey yok! Nasıl olsa hayatın enstrümanları seni oradan çıkarmak için üzerinde titizlikle çalışacak. Önden gidersen şanslısın, arkada kalırsan hazırlan! Öyle ya uyuyan birini şefkatle ancak birkaç kez uyandırmaya çalışabilirsin. Uyuyan uyumaya teslimse ve uyandırmaya niyetli olan bundan vazgeçmeyecek kadar seni seviyorsa bir sonraki seviyenin enstrümanlarına hazırla kendini. Ama önce bir ‘dur!’ Hala geç değil!

Exit mobile version