Home Köşe Yazarları Yeni Dünya Yeni Ekonomi /Mutlu Meydan

Yeni Dünya Yeni Ekonomi /Mutlu Meydan

0

Günümüzde dünya, ekonomik krizlerin pençesinde kıvranıyor. Birçok insan, bu krizlerin sebeplerini anlamak ve çözüm yolları bulmak için karmaşık ekonomik teorilere başvuruyor. Ancak, gerçek sebep, aslında hepimizin yanı başında: İnsanın egoist doğası.

Ekonomi özünde insanların ihtiyaçlarını karşılıklı olarak giderme prensibine dayanır. Eskiden takas usulüyle alışveriş yapan insanlık, daha sonra alışverişini herkesin ortak olarak değerli gördüğü bir şeye yani altın ve paraya dayandırdı. İnsan eskiden takas yaparken yani elindeki ürünü başkasındaki ürünle takas ederken, toplumdaki diğerlerine bağımlı bir hayat sürdüğünü daha iyi seziyordu. Paranın icadı ile insanlar birbirlerine bağımlı olduklarını unutur oldular.

Para artık bir kontrol mekanizması olarak kullanılıyor ve toplumların üzerindeki bu kontrol teknolojik gelişmelerle daha da artıyor. Altın ve gümüşten kâğıt paraya, oradan da dijital paralara geçişin, gücü elinde bulunduranların kontrolünü daha da pekiştireceğini görmek zor değil. Aynı zamanda, temel ihtiyaçlarımızın başkalarının elinde olmasının bizi kontrol edilebilir hale getirdiğini ve yerli üretimden uzaklaşmanın bu kontrolü arttırdığını da biliyoruz.

Peki teknoloji bizi özgürleştirebilir mi? Üzgünüm hayır. Dijital ya da kripto para sistemi regüle edilse ve yaygın olarak kullanılsa da toplumlar üzerindeki kontrol mekanizmasını engellemeyecektir. Kripto paralar ile geleceği sanılan özgürlük yanılgısı için üzgünüm. İnterneti ya da elektriği keserlerse ne yapacaksınız? Yahut blockchain teknolojisi ile sizin alışverişlerinizin, tüketici eğilimlerinizin, sanal izlerinizin görünmez olacağını mı sanıyorsunuz?

Peki bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Yakında alışveriş yapmaktan sıkılan bir insanlık ile karşı karşıya kalırsanız şaşırmayın. Çoğu zaten alışveriş yapacak gücü bulamayacak. Gücü olan kişi de bunda yeni bir haz olmadığını görecek ve herşeyden olduğu gibi alışverişten de sıkılacak. Büyük şirketler üretse bile alıcı olmadığı için satış yapamayacak. ‘Daha zengin olayım’ derdinde olan alt tabakadan hep daha fazla çalmak isteyecekler. Onlara kırıntı bile bırakmak istemeyecekler. Şu ana kadar verdiklerini de zorakilikten verdiklerini anlamalıyız. Toplumsal olaylar çıkmasın diye kırıntıları veriyorlar. Toplum eğer iyi eğitim almamışsa akılsız güruhlar gibi kalır ve aç kalırsa da yakar ve yıkar. Bu yüzden ileride ekonomik modeller değişecektir. Çünkü doğanın kanunu bizi hep tekliğe doğru çeker.

Ekonomi, sadece rakamlardan, istatistiklerden ve teorilerden ibaret soyut bir kavram değildir. Ekonomi, insan ilişkilerinin bir yansımasıdır ve bu ilişkilerdeki dengesizlik, tüm sistemi etkiler. Tıpkı bir vücuttaki bir organın hastalanmasının tüm vücudu etkilemesi gibi, ekonomik sistemdeki aksaklıklar da toplumun tümünü etkiler.

Krizlerin Temel Sebebi: Ego

Ekonomik krizlerin kaynağında, insanın doyumsuz arzuları ve bencil davranışları yatmaktadır. İnsan, yaratılışı gereği “daha fazlasını” isteyen bir varlıktır. Bu istek, onu sürekli olarak rekabete, daha fazla tüketmeye ve başkalarının kaynaklarını ele geçirmeye iter. Bu kısır döngü, ekonomik dengesizliğe, adaletsizliğe, savaşa ve sonunda krize yol açar.

Tarih boyunca, insanlık bu soruna çözüm bulmak için farklı ekonomik sistemler denemiştir. Komünizm, eşitlik ve paylaşım üzerine kurulu ütopik bir ideal olarak sunulmuştur. Ancak, insanın egoist doğası, komünizmin de başarısız olmasına sebep olmuştur. Zira, insanlar, başkaları için fedakârlık yapmaya ve kendi çıkarlarından vazgeçmeye pek de istekli değildir.

Kapitalizm ise, rekabeti ve bireysel girişimi teşvik ederek, insanın egoist doğasına daha uygun bir sistem gibi görünmektedir. Ancak, kapitalizm de kendi içinde birçok sorunu barındırır. Rekabet, adaletsizliğe, sömürüye ve çevresel yıkıma yol açabilir. Ayrıca, kapitalizmde başarı, genellikle maddi zenginlik ile ölçülür ve bu da manevi değerlerin erozyonuna sebep olur.

Çözüm: Toplumsal Dönüşüm ve Eğitim

Peki hem insan doğasına uygun hem de adil ve sürdürülebilir bir ekonomik sistem nasıl kurulabilir? Bu soruya verebileceğimiz en net yanıt şudur:Eğitim.

Eğitim, sadece teknik bilgi ve beceri kazandırmaktan ibaret değildir. Eğitim, insanın kendisini, toplumu ve doğayı anlamasını sağlayan bir araçtır. İnsanlar, bir bütünün parçası olduklarını ve bireysel eylemlerinin tüm sistemi etkilediğini kavradığında, daha sorumlu ve duyarlı davranmaya başlarlar.

Yeni bir eğitim sistemi nasıl olmalı? Toplumsal dönüşümü sağlayacak eğitim sistemi, şu temel prensiplere dayanmalıdır:

● Egoizmi Tanımak: Öncelikle insan doğasının egoistik olduğunu ve nasıl işlediğini anlamalı ve bunun bizim zararımıza olduğunu iyice kavramalıyız. Zira zararlı olduğunu gördüğümüzbir şeyden egositçe de olsa uzak durmayı tercih edebiliriz.

● Birlik ve Dayanışma Bilinci: İnsanlar, birbirine bağımlı ve bağlantılı varlıklar olduklarını anlamalıdır. Bir kişinin başarısı veya başarısızlığı, tüm toplumu etkiler.● Doğaya Saygı: İnsan, doğanın bir parçasıdır ve doğanın kaynaklarını sorumsuzca tüketmek hem kendisine hem de gelecek nesillere zarar verir.

● Manevi Değerlerin Önemi: Maddi zenginlik, mutluluğun ve başarının tek ölçütü değildir. Sevgi, saygı, merhamet, adalet gibi manevi değerler, insan hayatına anlam katar ve toplumsal uyumu sağlar. İşin açıkçası insanın mutluluğu istikrarlı bir şekilde sürdürebileceği tek bir yer vardır, insan ile insan arasındaki iyi bağ.

● Eleştirel Düşünme Becerisi: İnsanlar, bilgiyi sorgulamalı, farklı bakış açılarını değerlendirmeli ve kararlarını verirken, toplumun bir parçası olduklarını unutmamalı ve toplumun faydasına göre karar vermelidirler. Zira topluma verdiğim zarar şüphesiz beni de olumsuz etkileyecektir.

İnsanlar, genellikle acı çekmeden ders çıkarmazlar. Ancak, acı çekmeden öğrenmenin ve değişmenin yolu da vardır. Doğru bir eğitim sistemiyle, insanlar, ekonomik krizlerin asıl sebebini anlayabilir ve daha adil, daha sürdürülebilir bir dünya yaratmak için çaba gösterebilirler.

Bu eğitim sadece okullarda değil, toplumun her alanında verilmelidir. Medya, sanat, spor, sivil toplum kuruluşları, hatta aile içinde bile bu bilincin yaygınlaştırılması gerekir.

Ekonomik krizler, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biridir. Ancak, bu krizler, aynı zamanda bir fırsattır. Bu krizler, bize insan doğasını öğrenmek, doğamızın olumsuz yanlarını nasıl aşabileceğimizi keşfetmek ve daha iyi bir dünya yaratmak için yeni yollar arama fırsatı sunmaktadır. Eğer insanlık, egoist doğasını kontrol altına almayı ve birlik, dayanışma ve doğaya saygı temelinde yeni bir ekonomik sistem kurmayı başarırsa, daha adil, daha mutlu ve daha sürdürülebilir bir gelecek mümkün olacaktır.

Exit mobile version